Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/11061 E. 2012/13487 K. 23.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11061
KARAR NO : 2012/13487
KARAR TARİHİ : 23.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.05.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 1217 sayılı parsel lehine, 152, 1236 ve 1237 sayılı parseller aleyhine geçit hakkı tesisine, davaya konu diğer parseller ve malikleri yönünden davanın reddine, geçit bedelinin depo edilmesine, karar kesinleştiğinde aleyhine geçit hakkı tesis edilen taşınmaz maliklerine ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar ve davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesi ile genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanmayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlaka geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisinde “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olayda; davacılar vekili, 1217 parsel sayılı taşınmaz lehine, 1238 ve 153 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine geçit hakkı tesisine karar verilmesini, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.10.1996 günlü ve 1995/234E, 1996/399K sayılı kararı ile bu yönde hüküm kurulmuş ise de infaz edilemediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, hükme esas alınan fen bilirkişilerinin 03.11.2011 tarihli müşterek raporlarında 3 no’lu seçenekte geçen 152 ve 1236 parsel sayılı taşınmazların güney, 1237 parsel sayılı taşınmazların batı sınırından geçen 3 metre genişliğinde toplam 645,91 m2 alandan geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Bilirkişi rapor ve krokisi ile kadastro paftasının incelenmesinde, davacılara ait 1217 parsel sayılı taşınmazın ana yola bağlantısının olmadığı, mutlak geçit ihtiyacında olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 8 numaralı seçenek olarak belirtilen 153 parsel sayılı taşınmazın batısından ve 154 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinden geçen geçit hakkının toplam 581,26 m2 olduğu, 153 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 25.140 m2, üzerinden geçit hakkı kurulan 152 parsel sayılı taşınmazın 7.680 m2, 1236 ve 1237 parsel sayılı taşınmazların 3.590’ar m2 olduğu, 8 numaralı seçeneğin daha kısa olmasına rağmen 3 numaralı seçenekte zeminde fiilen kullanılan yol bulunması nedeniyle en uygun seçenek olarak belirtilmiştir. Davacılar vekili, 153 parsel sayılı taşınmazı ikiye bölecek şekilde geçit hakkı kurulmasını istemiş ise de diğer alternatiflerin değerlendirilmesinin olanaklı olması nedeniyle taşınmazı ikiye bölecek şekilde geçit hakkı tesisi mümkün değildir.Yukarıda belirtildiği üzere geçit gereksinimi davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmelidir.
O halde mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 8 numaralı seçenek olarak gösterilen yüzölçümü diğerlerinden daha büyük olan 153 sayılı parselin batısından ve 154 sayılı parselin kuzeyinden geçecek şekilde geçit hakkı tesisinin mümkün olup olmadığı, mümkün olmaması halinde tüm seçenekler yeniden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken diğer seçenekler değerlendirilmeksizin zeminde fiilen yol olarak kullanılan yerden geçit hakkı tesisine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; saptanan geçit bedeli ile yükümlü taşınmaz maliklerine ödenmesi gereken bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmesi gerekirken mahkemece nihai kararla davacılar tarafından depo edilmesine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.