YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11081
KARAR NO : 2012/12795
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.10.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; 448, 454 ve 517 parsel sayılı taşınmaz malikleri tarafından güneydeki … köyü yoluna ulaşmak amacıyla civardaki taşınmaz malikleri dava edilerek taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulması istenmiştir.
Mahkemece, davacıların bu talepleri doğrultusunda 03.01.2010 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde birinci alternatif olarak belirtilen ve krokide ve … renkle gösterilen yerlerden geçit hakkı kurulmuştur.
6100 sayılı HMK’nun 57.maddesi uyarınca, birden çok kişinin birlikte dava açabilmeleri veya aleyhlerine birlikte dava açılabilmesi için ya davacılar veya davalılar arasında dava konusu hak veya borcun elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması veya ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri ya da davaların temelini oluşturan vakıaları ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer bulunması gerekir. Somut olayda ise, ihtiyaç sahibi olarak bildirilen her parsel ayrı ayrı kişilere aittir. Kurulacak bir tek hükümle, her parselin ayrı ayrı geçit ihtiyacının karşılanması olanağı yoktur.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK’nun 167.maddesine göre mahkeme yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış ya da sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Eldeki davada, tarafların birlikte dava açmaları için HMK’nun 57.maddesindeki koşullardan herhangi birisi bulunmadığı gibi, bu şekilde açılan davanın yargılamasının iyi bir şekilde yürütüldüğünden de söz edilemez.
Yapılması gereken iş, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan davacılar tarafından birlikte açılan davaların HMK’nun 167.maddesi uyarınca ayrılmasına karar vererek her bir parselin geçit ihtiyacı için yukarıda vurgulanan ilkeler doğrultusunda ayrı ayrı inceleme yapılarak bir karar vermek olmalıdır.
Değinilen yönün gözardı edilmesi ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle ile hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliği gereğince diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 05.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.