Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/11473 E. 2012/13863 K. 29.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11473
KARAR NO : 2012/13863
KARAR TARİHİ : 29.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.12.2011 gününde verilen dilekçe ile haciz şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, haciz şerhinin terkini istemine ilişkindir.
Davalı … sicil müdürlüğü vekili davanın reddini savunmuş, diğer davalı … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Dosya içerisindeki mevcut kayıt ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu edilen 2276 ada 142 parsel sayılı taşınmazın 1 no’lu bağınmsız bölümüne ait tapu kaydında davacı lehine satış vaadi sözleşmesi şerhi olduğu gibi, pek çok haciz şerhinin de bulunduğu belirlenmiştir.
Kuşkusuz, taşınmaz kaydına satış vaadi şerhi işlenmeden evvel bu kayda konulan ihtiyati haciz şerhleri hüküm ve sonuç meydana getirir. Ancak, kayda bir taraf lehine satış vaadi şerhi işlenerek aleniyet kazandıktan sonra mevcut şerhe rağmen başkaca kısıtlamalar işlenmişse bunlara değer tanınmaz. Çünkü tapunun aleniyet prensibi gereği sonradan konulan şerh sahiplerinin daha önce konulan şerhi gördükleri kabul edilir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması da bu satış vaadi sözleşmesi şerhinin tapuya işlenmesineden sonra konulan şerhlerin bağlayıcı olmayacağı yolundadır.
Somut uyuşmazlıkta; haciz şerhi lehtarları davada taraf olarak gösterilmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş; taşınmazlar üzerindeki yükümlülükleri tek tek incelemek suretiyle, davacının satış vaadi sözleşmesinin şerhinden sonraki tarihli olanları saptayarak, bu haciz şerhi lehtarlarının da davada yer alması ve kendilerine savunma hakkı sağladıktan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek olmalıdır. Taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 29.11.2012 tarihinde oybiriliği ile karar verildi.