YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11704
KARAR NO : 2012/13345
KARAR TARİHİ : 20.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 08.08.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ile belirlenen yerin mahalle yolu olarak tescili, birleştirilen davada 24.06.2011 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 20.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl davanın davalısı, birleştirilen davanın davacısı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, davalı taşınmazının çapı içerisinde kalan ve yol olduğu ileri sürülen çekişmeli yerin tapu kaydının iptali ile yol olarak terkini; birleştirilen dava ise elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuş, birleştirilen davasının ise kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl dava kabul edilmiş, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporu ve krokisinde (B) ile işaretlenen ve kırmızı renkle gösterilen bölümün tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine, birleştirilen davanın her hangi bir elatma olmadığından reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2-Yollar, paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle veya bilirkişi ya da tanık sözleriyle ispat edilebilecek orta malı taşınmazlardandır.
Davacı, davalının maliki olduğu 144 ada 16 parsel sayılı dava konusu taşınmazın çekişmeli kısmının kadimden beri yol olduğunu iddia etmiştir. Orta yerde tahsise dayalı bir iddia bulunmamaktadır. Hiç kuşkusuz iddianın öne sürülüş biçimine göre tanık sözleriyle kanıtlanması mümkündür.
Mahkemece yapılan araştırmaya, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, bilirkişi raporu ve krokisinde kırmızı renkle taralı, (B) ile gösterilen yerin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi anlamında kadim yol olduğu duraksamasız kanıtlanamamıştır. Esasen krokide gösterilen yerin yol olarak terkininde kamunun yararı olduğu da söylenemez. Çünkü genel yolla bağlantısı mevcut olamadığından söz konusu yerin yol olarak kullanılması fiziken de mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken istemin hüküm altına alınması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.