Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/11963 E. 2012/13015 K. 08.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11963
KARAR NO : 2012/13015
KARAR TARİHİ : 08.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yayla iddiasına dayalı tapu iptali ve özel siciline yazılması isteğine ilişkindir.
Davacı Hazine, 125 ada 4 parsel sayılı taşınmazın maliki olan temyiz edenlerin müşterek murisi …’i hasım göstererek 23.12.2005 tarihinde bu davayı açmıştır. Muris …’in ise dosya içerisindeki … Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 24.09.1992 tarihli 1992/1271-1151 sayılı mirasçılık belgesine göre 11.09.1992 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Tapu maliki … dava tarihi itibariyle ölü olmasına rağmen mahkeme kararında kendisine usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmalara katılmadığı belirtilerek 09.05.2006 tarihinde dava esastan karara bağlanmıştır. 13.06.2012 tarihinde kararı öğrendiklerini belirten … mirasçıları 21.06.2006 tarihinde mahkemeye başvurarak kararın kendilerine tebliğ edilmesini istemişler, hükmün 30.05.2012 ve 01.06.2012 tarihinde kendilerine tebliğ edilmesine rağmen temyiz süresi geçtikten sonra kararı temyiz etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile … beldesi, … mahallesi, 125 ada 14 parseldeki kayıtlı gayrimenkulün tapu kaydının iptali ile yayla olarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş ise de tapu maliki veya mirasçılarının taraf olarak yer aldıkları bir yargılama yapılmış değildir. Bu suretle oluşan kararlara konu işlemler yapıldıkları tarihten itibaren butlanla malul olup yapılmamış sayılırlar ve iptal hükmü geriye etkili olarak sonuç doğurur.
Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK’nn “Tarafta iradî değişiklik” başlıklı 124. maddesi gereğince; Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.
Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde ise; gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişi taraf ehliyetini yitireceğinden aleyhine dava açılamaz ise de; yukarıda belirtildiği üzere maddi hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi, davacının tüm özeni göstermesine rağmen dava açacağı kişiyi doğru tespit edememesi, kısa süre önce kendisiyle işlem yapılmış ya da sadece vekiliyle muhatap olunmuş bir işlemden sonra muhatabın ölmesi durumlarında yanlış taraf gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırı değilse ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak yargılamaya gerçek tarafla devam edilmelidir.
Bu durumda mahkemece, ölen kişinin veraset belgesi ile belirlenen tüm mirasçılarına dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmalı davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekli olduğundan yok hükmünde olan kararın ortadan kaldırılarak yargılamanın devamının sağlanabilmesini temin bakımından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.