Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/12538 E. 2012/12227 K. 30.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12538
KARAR NO : 2012/12227
KARAR TARİHİ : 30.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.06.2009 gününde verilen dilekçe ile muarazanın giderilmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 07.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, tayin olunan 09.10.2012 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … ile karşı taraftan davalı şirket vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, sağlığa zarar verdiği ve görüntülerinin kapanması sonucu görüntü kirliliği oluşturduğu iddiaları ile davalı GSM şirketine ait baz istasyonunun kaldırılması isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı şirket tarafından kararın temyizi üzerine 4. Hukuk Dairesinin 01.02.2011 tarih ve 2010/14448 – 2011/928 E.K. sayılı ilamı ile hükmün düzeltilerek onamasına karar verilmiştir.
Davalı şirket karar düzeltme isteminde bulunmuş, aynı Dairenin 15.09.2011 tarihli 2011/9322 – 9105 E.K. sayılı ilamı ile özetle “…davaya konu baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca baz istasyonunun soyut değerlendirmeler dışında davacının sağlığına zarar verdiği teknik, ilmi ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamıştır. Şu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden davanın kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki, Dairemizce karar onandığından karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin düzeltilerek onama kararı kaldırılıp, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir…” denilerek hüküm bozulmuştur.
Bozma sonrası, mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Bu tür davaların Türk Medeni Kanunu’nun 737. maddesi gereğince komşuluk hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden adli yargıda görülmesi gerekir.
Baz istasyonları, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 37. maddesi gereğince BTK tarafından bu konuyu düzenleyen Yönetmelikteki yer, ölçü ve limit değerlere göre verilen güvenlik sertifikası gereğince kurulan, günümüzde haberleşme ve iletişimin sağlanmasında önemli bir yeri olan, genel olarak alıcı/verici antenleri sayesinde elektromanyetik dalgaları (sinyalleri) alma ve gönderme işlemi yapan sistemlerdir. Konuşmanın az olduğu kırsal alanlarda 35 km’lik, konuşma trafiğinin daha yoğun olduğu şehir merkezlerinde ise 1-2 km’lik bir mesafe içinde hizmet verebilen, çıkış güçleri oldukça düşük olan cihazlardan oluşmaktadır.
Ulaşılan son teknolojik gelişmelere göre, telefonla haberleşme ve iletişimin sağlıklı ve verimli olarak gerçekleştirilebilmesi için baz istasyonlarının bal peteği benzeri hücresel bir yapıda ve her bir peteğin içinde de en az bir baz istasyonu bulunacak şekilde kurulması zorunludur. Her bir istasyon kapasitesi itibariyle belirli sayıda abonenin haberleşmesini sağlayabileceğinden nüfusun yoğun olduğu yerleşim merkezlerinde daha çok sayıda baz istasyonu kurulması gerekmektedir. Şehirlerin dışına çıkartılmaları halinde hücresel yapı bozulacağından haberleşme ve iletişimin sağlanabilmesi için gerek baz istasyonlarından abonelere gerekse abonelerden baz istasyonlarına karşılıklı olarak gereğinden çok yüksek elektromanyetik dalgalar gönderilmek zorunda kalınacak, toplum sağlığı olumsuz yönde etkilenecektir.
Diğer taraftan, 05.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve bu kanun gereğince çıkartılan yönetmelik uyarınca baz istasyonlarının sağlığa zarar vermeyecek şekilde; nerede, nasıl, hangi ölçü ve limitler dahilinde kurulacağını belirleme ve kurallarını koyma işlemleri, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının (BTK) görev ve yetkisindedir.
İnsan sağlığına etkileri konusunda başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere, Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma Komisyonu (ICNIRP), Elektrik Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) gibi bir çok uluslararası kuruluşun yapmış oldukları çalışmaların neticesinde bir takım sınır değerler belirlenmiştir.
BTK tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikte, Türkiye’de geçerli olacak sınır değerleri; İngiltere, Amerika, Kanada, ICNIRP ve Avrupa Birliğinin kabul ettiği değerin yaklaşık 1/4’ü olarak kabul edilmiştir.
Sağlığa zarar verdiği iddiası dışında baz istasyonlarının sertifikada belirtilen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olarak kurulmadığı, başlangıçta uygun kurulsa dahi sonradan sertifikadaki limit değer ve güvenlik mesafelerine aykırı davranıldığı gerekçesi ile kaldırılmasına ilişkin talep ve itirazların ilgili mevzuat gereğince BTK’ya yapılması gerekmektedir. Bu kurumun uygulamalarına ve kararlarına karşı da idari yargıda dava açılmalıdır. Keza davacı, baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun olmasına rağmen zararlı olduğunu iddia ediyorsa, idari yargıda idareye karşı yönetmeliğin iptali davası açması gerekir.
Adli yargıda görülecek davalarda ise davanın kabul edilebilmesi için öncelikle baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit değerlere uygun bulunmadığı ve sağlığa zarar verdiğine ilişkin iddiaların kanıtlanması gerekir.
Bunun için de öncelikle ölçümleri yapacak olan bilirkişilerin nasıl seçilmesi gerektiği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir.
21.04.2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesi gereğince bu Yönetmelikte yer alan güvenlik mesafelerinin ölçümünün üniversitelerin; elektrik-elektronik, haberleşme, fizik mühendisliği, fizik lisansı veya elektromanyetik dalgalar ile ilgili dersleri alarak teknik bölümlerin birinden veya meslek yüksek okulu ile liselerinin elektrik, elektronik haberleşme teknolojisi (telekomünikasyon, haberleşme, haberleşme teknolojisi, elektronik haberleşme), elektronik teknoloji (elektrik-elektronik, elektrik elektronik teknikerliği, elektronik, endüstriyel elektronik) bölümlerinden mezun olan personel tarafından yapılacağı ve ölçüm işlemleri ölçüm sertifikası almış olan personel tarafından yapılabileceği,
Aynı Yönetmelikte yer alan Ölçüm Yapacak Personelin Nitelikleri ve Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 4. maddesinde ise; Sertifika Başvurusu Yapacakların Nitelikleri, Kurs Süresi ve Zamanı, Kursun İçeriği, Kurs Ücreti, Devam Zorunluluğu, Değerlendirme ve Belge Verilmesi, Sertifika başvurusu yapacakların nitelikleri, 5. maddesinde; Kurs süresi ve zamanı, 6. maddesinde; Kursun içeriği, 10. maddesinde ise; Elektromanyetik alan ölçüm sertifikası verilmesi ve iptali usulü düzenlenmiştir.
Dairemizin yukarıda belirtilen ilkeleri doğrultusunda dava konusu baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olup olmadığı, davacının sağlığına zarar verip vermediği konusunda tarafların göstermiş oldukları deliller toplanıp yine yukarıda açıklanan
yönetmelik ve Tebliğname hükümleri dikkate alınarak belirlenecek uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Baz istasyonlarının uzun vadede sağlığa zarar vereceği/verebileceği, baz istasyonlarından psikolojik olarak etkilenildiği/etkilenileceği vs. şeklindeki kanıtlanması mümkün olmayan soyut iddialarla açılan davaların dinlenmesi mümkün değildir.
Somut olaya gelince;
Davacılar dava dilekçelerinde sağlığa zarar verdiği iddiası ile baz istasyonunun kaldırılmasını istemişler, 05.08.2009 tarihli dilekçeleri ile baz istasyonun oturdukları dairelerin görüntüsünü engellediğini ve görüntü kirliliğine yol açtığını da belirtmişler, davalı tarafça bu iddiaya karşı bir itirazda da bulunulmamıştır.
Dosyada mevcut baz istasyonunun güvenlik sertifikasında güvenlik mesafesinin 10,94 m. olduğu, fen bilirkişi raporuna göre de baz istasyonunun davacıların binasına uzaklığının 3 m. olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece 15.09.2011 tarihli bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de, davaya konu baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olduğunu belirten 01.12.2009 tarihli bilirkişi raporu öncesinde yürürlüğe giren ve o tarihte yürürlükte olan 16.05.2009 tarihli yönetmelik hükümleri yerine, bilirkişi raporunda 12.07.2001 tarihli yönetmeliğe göre değerlendirme yapılması doğru görülmemiştir.
16.05.2009 tarihli yönetmelikten sonra, 21.04.2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslar Arası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelik yürürlüğe girmiştir.
Bozma ilamında; 21.04.2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren yönetmelik hükümleri uyarınca ve ayrıca davacıların dairelerinin görüntüsünün engellenip engellenmediği hususlarında inceleme yapılmaksızın hüküm tesis edilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekirken, yürürlükten kalkmış olan 12.07.2001 tarihli yönetmeliğe göre yapılan inceleme sonucu verilen kararın, bozma ilamında yazılı gerekçe ile bozulması bu defa yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır. Bu nedenle bozma ilamı davalı taraf yönünden usuli kazanılmış hak da oluşturmaz.
Bu tespitlerden sonra mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak mahallinde yeniden keşif yapılmalı, 21.04.2011 tarihli Yönetmelik hükümlerine göre davaya konu baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik
mesafelerine uygun olarak işletilmekte olup olmadığı ayrıca görüntünün engellendiği iddiası da değerlendirilerek, baz istasyonunun komşuluk hukukuna aykırılık teşkil edip etmediği hususlarında bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.