Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/5731 E. 2012/8455 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5731
KARAR NO : 2012/8455
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.08.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kesin hüküm nedenyile reddine dair verilen 21.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, davacının kamulaştırma bedelinin belirlenmesi ve Hazine adına tescili için açmış olduğu davada almış olduğu yetkiye dayalı olarak dava konusu 103 ada 235 parsel sayılı taşınmazın 1/3 pay sahibi …’ın adının tapuda yanlışlıkla “Hayrettin” olarak yazıldığı belirtilerek, tapu kaydının nüfus kaydına göre düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davacı, dava konusu taşınmazda 1/3 pay sahibi “…”in yanlış yazılan adının düzeltilmesini istemiş ise de daha önceden mahkemenin 2009/179 esas 2010/28 karar sayılı kararı ile tapu malikinin adı düzeltilmiş, karar, Yargıtay’ın temyiz denetiminden de geçerek kesinleşmiştir. Kararın incelenmesinde, davacının …, davalısının Tapu Sicil Müdürlüğü olduğu, davanın kabulüne karar verildiği ancak kararın bir suretinin bilgi için müdürlüğe gönderilmediğinden … da kararı infaz ettirmemiştir. Açıklanan nedenlerden dolayı davalı … Sicil Müdürlüğü davanın açılmasına sebebiyet vermemiş, hatta ilk celsede kesin hükümden söz ederek davanın
reddini savunmuştur. Her ne kadar davacı vekili mahkemeden aldığı yetki ile eldeki davayı açmış ise de bu davanın açılmasında davalının kusuru bulunmamaktadır.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı HMK’nun 326.maddesi gereğince ve 4667 sayılı kanunun 81. maddesi ile değişik 1136 sayılı avukatlık kanununun168/son maddesi gereğince davada kendisini vekille temsil ettiği anlaşılan davalı taraf yararına hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/VII uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca hükmün 4. fıkrasının hükümden çıkarılarak yerine 4. fıkra olarak “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı yararına takdir olunan “1.100.00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine”cümlesinin eklenmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, 14.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.