YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6820
KARAR NO : 2012/7889
KARAR TARİHİ : 04.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.03.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı olarak davacı adına pay tescil edilen taşınmazda düzenleme ortaklık payı kesintisi olarak Hazine adına tescil edilen payın davacı adına tescili istemiyle açılmıştır.
Davalı Hazine, davacının satın alma isteminin kabul edildiğini, buna rağmen açılan davanın yersiz olduğunu, reddini savunmuştur.
Mahkemece, keşif yapılarak ve saptanarak depo edilen taşınmaz bedelinin davalıya ödenmesine ve davalı payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacının, 6199 ada 8 parsel sayılı taşınmazda Hazine adına tescilli payın kendisine satılması için 26.08.2010 tarihinde davalı idareye başvurduğu, davalı idarenin bu payın satılması için saptanan 120.000,00 TL bedelin ödenmesini istediği, bedeli yüksek bulan davacıların eldeki bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazın geldisi olan 6274 ada 88 parsel sayılı Hazine taşınmazında davacı adına 88 m2 yer için tahsis belgesi verildiği, davacının tapu tahsis belgesi sahibi olarak açtığı tapu iptali ve tescil davasında Şişli 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/686-1027 sayılı kararı ile imar uygulaması ile oluşan 6199 ada 8 parsel sayılı taşınmazdan 74/89 payın davacı adına tesciline, 15/89 payın da Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Hazine, davacının mülkiyetinin devrini istediği taşınmazın maliki olup yapılacak satış işleminin bir taşınmaz satım akti olduğu da kuşkusuzdur. Borçlar Kanununun kabul ettiği “irade serbestisi” kuralına göre ve Borçlar Kanununun 1. maddesi hükmü gereğince bir akit tarafların karşılıklı ve birbirine uygun surette rıza beyan etmeleri sonucu kurulur. Rızai akitlerden olan taşınmaz satış aktine ilişkin Borçlar Kanununun 182. maddesinde yapılan tanıma göre de “satım bir akittir ki, onunla satıcı satılan malı alıcının iltizam ettiği semen mukabilinde alıcıya teslim ve mülkiyeti ona nakleylemek borcunu tahammül eder.” Satım aktinin kurulmasında bütün sözleşmelerde aranan karşılıklı ve birbirine uygun rıza beyanının dışında satım konusunun “bedeli” de sözleşmenin vazgeçilmez unsurları arasında olduğu çok açıktır. Başka bir anlatımla taşınmaz malın satımı malın parayla değiştirilmesini hedef tutan rızai akitlerdendir. Kuşkusuz, taşınmaz satım aktinin tarafları, taşınmaz satış bedelini serbestçe tayin edebilir. Hal böyle olunca mahkemenin bilirkişi raporundan yararlanarak tarafların iradesi yerine geçecek şekilde satım aktinin vazgeçilmez unsuru olan bedeli tayin etmeye ve tarafları satım akti yapmaya zorlama yetkisi yoktur.
Yapılan bu saptamalar doğrultusunda istemin reddi gerekirken bilirkişi raporunda belirlenen bedel tarafların iradesi ile belirlenmiş gibi kabul edilerek davanın yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.