YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7227
KARAR NO : 2012/8246
KARAR TARİHİ : 11.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.07.2009 gününde verilen, birleşen davada davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.07.2010 gününde verilen dilekçeler ile mecra irtifakı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne dair verilen 01.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve … vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen dava, Türk Medeni Kanunun 744. maddesi gereğince mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; hükme esas alınan Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/151 E. Sayılı dosyasında sunulan bilirkişi raporunda “mevcut sistemin devam etmesi durumunda davacılara ait binanın zemin kat 1 ve 2 no’lu dairelerin lağım taşması ve pis koku riski ile karşı karşıya kalacakları” belirtilmiş iken mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise “…keşif sırasında bina alt seviyesinde pis su toplama çukuru yapılarak pompa ile Sandalcı Sokak belediye hattına bağlandığı, sistemin çalışmakta olup soruna rastlanmadığı, bu imalatın işletme gideri (periyodik bakım ve tamir, motopomp elektrik harcaması vd.) yaratacağı gibi, tatbikatta çok sık arızalanıp, pis suyun davalılara dahi zarar verebileceği…davalıların maliki olduğu 6508 ada, 21 no’lu parsel yararına 4 no’lu parselin fen bilirkişisi tarafından sunulan krokisinde gösterildiği biçimde 5 no’lu parsel sınırına yakın bölgeden ve arazinin altında kanalizasyon mecrasının geçirilmesi için mecra irtifakının kurulmasının
uygun olacağı” belirtilmiştir. Bilirkişi raporları arasında, ayrıca mahkemece alınan bilirkişi raporunun kendi içinde çelişki bulunduğu gözardı edilerek çelişki giderilmeden karar verildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, konusunda uzman kişiler arasında seçilecek bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanarak iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadıkları incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı kanalizasyon hattı ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir. Toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 11.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.