Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/7262 E. 2012/8402 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7262
KARAR NO : 2012/8402
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.02.2010 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki kaydın terkini, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; beyanlar hanesindeki kaydın terkinine, elatmanın önlenmesi isteminin kısmen kabulüne, ecrimisil isteminin kabulüne dair verilen 01.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davalılar vekilinin duruşma isteminin gider olmadığından reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, murisleri …’dan intikal eden 856 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davalıların beyanlar hanesindeki kayda dayanarak açtıkları tapu iptali tescil davasının reddedildiğini, ancak taşınmaza elatmalarının sürdüklerini ileri sürerek beyanlar hanesindeki kaydın terkini, elatmanın önlenmesi ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 2000 lira ecrimisilin tahsili isteminde bulunmuşlardır.
Davalılar, taşınmaz üzerindeki hızar atölyesinin muris …’e ait olduğuna dair beyanlar hanesinde kayıt bulunduğunu, atölyenin satış vaadi sözleşmesi ile bedeli ödenerek satın alındığını, ayrıca beyanlar hanesindeki kaydın terkini için 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini, taşınmazda kullandıkları yer için de kira parası ödediklerini savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, hızar atölyesinin bedeli depo ettirilerek beyanlar hanesindeki kaydın terkinine, hızar atölyesine yönelik elatmanın önlenmesi isteminin reddine, atölye dışında kalan taşınmaza elatmanın önlenmesine ve 2000 lira ecrimisil bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmişlerdir.
Dava, beyanlar hanesindeki kaydın terkini, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1-22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı ise TMK’nun 722, 724. ve 729. maddelerinde açıklanmıştır.
Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesi olanak sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca; “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”
Bu tür bir hakkın zemin üzerindeki binanın veya ağaçların yok olması gibi bazı nedenlerle ortadan kalkacağı kuşkusuzdur. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi hükmü gereğince de, kaydın terkini kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlı olarak yapılabilir.
Muhdesat kaydının hükmen terkini de mümkündür. Muhdesat belirtmesi Türk Medeni Kanununun 684. maddesine sınırlama getirerek muhdesat konusu ile arazinin bütünleşmesine engel olacağından, arazi sahibinin mülkiyet hakkını ileri sürerek ve muhdesat bedelinin hak sahibine ödemesi suretiyle mahkemeden terkin talebinde bulunabilir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, keşfen bilirkişilere belirtme konusu hakkın dava tarihindeki rayiç değerini hesaplattırmak, bulunacak bedeli davacıya depo ettirmek, birlikte ifa suretiyle tapu sicilinde davalı lehine yapılan belirtmeyi terkin etmek olmalıdır.
Somut olayda da; davacılar beyanlar hanesindeki kayıt nedeniyle mülkiyet haklarının kısıtlandığını ileri sürmüşlerdir. Gerçekten de dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde “üzerindeki mevcut hızar atölyesi … oğlu …’e aittir.” şeklinde kayıt bulunmaktadır. Davalılar, hızar atölyesi ile birlikte 500 m2 yerin satış vaadi sözleşmesi ile murisleri tarafından satın alındığı iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açmışlar, dava hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Şimdi davacılar, beyanlar hanesindeki kayda dayanarak davalıların ileri sürebilecekleri ayni haklarının kalmadığı, taşınmaz üzerindeki muhdesat nedeniyle de mülkiyet haklarının kısıtlandığı gerekçesiyle terkin istemektedirler. Yukarıda da açıklandığı gibi
muhdesatın bedeli ödenerek terkini olanaklıdır. Mahkemece de bu yönde araştırma ve inceleme yapılarak, hızar atölyesinin bedeli depo ettirildikten sonra terkin kararı verilmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir. Tarafların terkine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacılar, hızar atölyesi ile birlikte atölye dışında da davalıların kullanımları nedeniyle elatmanın önlenmesini talep etmişlerdir. Mahkemece hızar atölyesine ilişkin beyan kaydının terkinine karar verilmesine, zemin ile muhdesat arasındaki bağlantı tesis edilmesine rağmen atölyeye elatmanın önlenmesine karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Ayrıca, elatmanın önlenmesine karar verilen alanın belirlenmesinde, ecrimisil bedeli ve dava değerinin belirlenmesinde de yapılan bilirkişi incelemesi hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak, hızar atölyesi ve kullanım alanı belirlenmeli, bu alan dışında aşkın kullanım var ise davalılar kiracılık ilişkisini de kanıtlayamadıklarından kullanılan alanın ecrimisil bedeli saptanmalı, dava değeri olarak da terkin edilen beyan değeri, varsa hızar atölyesi alanı dışındaki elatılan bölümün değeri ve ecrimisil değeri toplamı dikkate alınmalıdır. Tüm bu yönler gözetilmeden eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1).bentte yazılan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2).bentte yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran taraflara iadesine, 14.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.