YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7402
KARAR NO : 2012/8327
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.07.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye hissesine düşen dava konusu 4 no’lu bağımsız bölümün temlik alınmasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, dava konusu bağımsız bölümün davacıya borcuna karşılık teminat olarak verildiğini, borcu ödeyemediğinden tapunun devredilmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 4 no’lu bağımsız bölüm yönünden tapu iptali ve tescil talebinin husumet yönünden reddine, ayrıca 7 ve 8 no’lu bağımsız bölümler yönünden de taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığından bu talebin de reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Davacının, dava konusu 4 no’lu bağımsız bölümün arsa maliki tarafından üçüncü kişilere ve son olarak da halen tapu maliki olan …’a muvazaalı şekilde devredildiğine ilişkin herhangi bir iddiası bulunmadığından tapu iptali ve tescil talebinin reddine, ayrıca 7 ve 8 no’lu bağımsız bölümlerin geç tesliminden dolayı kira kaybı tazminatı istenmiş ise de, taraflar arasında buna ilişkin düzenlenmiş bir sözleşme mevcut olmayıp, bu talebin de reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince,
Dava dilekçesi ile dava konusu 4 no’lu bağımsız bölüme ilişkin tescil talebinin reddi halinde rayiç bedel talep edilmemiş ise de, dosya içerisindeki 15.11.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle tescilin mümkün olmaması halinde ikinci kademede bina bedeli ve kira bedelinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacı akidi olan yükleniciden Borçlar Kanununun 96. maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna “akdi tazminat”, borçlunun sorumluluğuna da “akdi sorumluluk” denilmektedir. Borçlar Kanununun 96. maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise, bu vaziyetle mamelekin hali hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır.
Bu durumda mahkemece, bilirkişilerden ek rapor alınarak dava konusu 4 no’lu bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değeri tespit ettirilerek davacının isteyebileceği müspet zararı hesaplattırılmalı, bulunacak tutar üzerinden davacının harcı ikmal etmesi için kendisine süre verilmeli, harç ikmal edildiği takdirde rayiç bedelin tahsiline karar verilmeli, ikmal edilmediği takdirde dava dilekçesinde dava değeri 11.400,00 TL olarak gösterildiğinden taleple bağlı olarak bu tutarın davalı yükleniciden tahsiline karar verilmelidir.
Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 12.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.