YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7756
KARAR NO : 2012/10660
KARAR TARİHİ : 20.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davacı Hazinenin dava konusu taşınmazdaki 6/8 pay yönünden davasından yasa gereği vazgeçmiş sayılmasına, …’e ait 2/8 pay yönünden ilk karar kesinleştiğinden aynen geçerliliğine dair verilen 26.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yayla olduğu iddia edilen çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile özel siciline işlenmesi istemi ile açılmış, mahkemece Dairemizin 06.11.2009 tarihli 2011/11734 – 12300 Esas ve karar sayılı bozma ilamına uyularak dava konusu taşınmazda davalılardan Döndü Alçin’in 2/8, …’in 1/8, …’in 1/8, …’in 2/8 payları yönünden davacı Hazinenin davasından yasa gereği vazgeçmiş sayılmasına, …’in 2/8 payı yönünden mahkemenin 2004/1443 Esas, 2007/465 Karar sayılı kararı temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden önceki kararın aynen geçerliliğine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yerel mahkeme kararının Dairemizin 06.11.2009 tarihli 2011/11734 – 12300 Esas ve Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olduğundan mahkemenin ilk hükmü tamamen ortadan kalkmış olduğu halde davalılardan …’in 2/8 payı yönünden önceki kararın kesinleştiğinden bahisle yeni bir hüküm kurulmadan önceki kararın aynen geçerliliğine şeklinde hüküm kurulması 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesine aykırıdır. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden, hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle hüküm kurulması doğru değil ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK’nun 438/VII maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün 2. fıkrasının 2. satırında “…payı yönünden” sözcüklerinden sonra gelen paragraf olan “Mahkememizin 2004/1443 Esas, 2007/465 sayılı kararı temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden daha önceki kararın aynen geçerliliğine” sözcüklerinin hükümden çıkarılarak, yerine “davacı Hazinenin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazda davalı …’e ait 2/8 payın iptali ile yayla vasfı ile özel sicile kaydedilmesine” sözcüklerinin yazılarak hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, 20.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.