Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/7827 E. 2012/11152 K. 27.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7827
KARAR NO : 2012/11152
KARAR TARİHİ : 27.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.05.2006 gününde verilen dilekçe ile meraya ve suvata elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yaylaya ve suvat yerine elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
Dava konusu çekişmeli yaylanın ve suvat yerinin ormanlık alanda olduğu anlaşılmaktadır. Orman alanları içinde de köy veya beldelerin yararlanabileceği mera ve yaylak bulunabilir. Ayrıca, 4342 Sayılı Mera Kanununun 29. maddesi hükmünden de anlaşılacağı üzere bir köy veya beldenin başka köylerin sınırları içerisinde de meraları bulunabilir. Ancak, meraların aidiyeti konusunda davacı köy ya kadimlik hakkına ya da tahsise dayalı olarak talepte bulunabilir. Bu konuda Orman Genel Müdürlüğünün veya Orman İşletme Şefliğinin herhangi bir yetkisi söz konusu değildir. Mahkemece, 6831 sayılı Orman Kanununun bazı hükümlerinden bahsedilerek “…Orman İşletme Müdürlüğü’nün yaptığı tercih önem kazanmakta olup orman işletmesinden izin alınarak dava konusu alanda bulunan meradan faydalanılabileceği …” şeklindeki gerekçe yerinde değildir. Çekişme, yayladan ve suvattan yararlanma konusundadır. Mahkemenin gerekçesinde belirtildiği şekilde uyuşmazlık ormanlık alandan yararlanmaya ilişkin de değildir.
Diğer taraftan, yaylaya ilişkin uyuşmazlıklarının çözümünde kadimlik hakkına dayanılması halinde bu hususun ne şekilde araştırılacağı yukarıda açıklanmıştır. Mahkemece, bu konuda tarafların gösterdiği tanıklar dinlenmiş ise de çekişmeli yaylanın ve suvatın kadimden beri hangi köyün kullanımında olduğu keşif sırasında mahalli bilirkişilerden sorulup araştırılmamıştır. Bu itibarla, mahallinde yeniden keşif yapılarak mahalli bilirkişi ve tanıklardan kadimlik hususunda tekrar beyanlarına başvurularak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Eksik araştırma ve incelemeyle dava konusu edilen alandan faydalanma hakkına Orman İşletmesinden ilgili kanunlara göre izin alınarak faydalanabileceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 27.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.