Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/7884 E. 2012/8741 K. 20.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7884
KARAR NO : 2012/8741
KARAR TARİHİ : 20.06.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 12.04.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.11.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, dava konusu 19 adet taşınmazda paydaş … kızı …’nin tapu kaydında soyadının yazılı olmadığını belirterek …’nin “…” olan soyadının tapu kaydına yazılmasını talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava değerini taşınmazların değerinin oluşturduğu, görevli mahkemenin de bu değere göre saptanacağı, 19 adet taşınmazın değeri itibariyle sulh hukuk mahkemesi görevi sınırında kaldığını kabul etmenin hayatın olağan akışına ters olduğu, davacının taşınmazların değerinin saptanması için gerekli keşif ücretini yatırmadığı, keşfin davanın ispatı için zorunlu olduğu, davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Tapu sicilinin doğru tutulmasını amaçlayan bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Davacı da murisi … kızı …’nin tapu kaydında soyadının yazılı olmadığını belirterek eklenmesini talep etmiştir. Gerçekten de 19 parça taşınmazların her birinde 90/19200 pay sahibi … kızı …’nin soyadı tapu kaydında yazılı değildir. Mahkemece taşınmaz sayısının fazla olması nedeniyle taşınmazların toplam değerinin sulh hukuk mahkemesinin görevinin dışında kalacağı kabul edilmiş ancak değerin saptanması için keşif giderlerinin davacı tarafından ödenmemesi nedeniyle dava esastan reddedilmiştir. Halbuki dosya içerisindeki tapu kayıtlarının incelenmesinden davacının murisinin taşınmazlardaki payının çok küçük olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu pay ile taşınmazların yüzölçüm miktarı kıyaslandığında toplam miktarın 500 m2’ye dahi ulaşmadığı görülmektedir.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece de re’sen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda da; dava konusu taşınmazlarda isminin düzeltilmesi talep edilen kişinin payı nazara alındığında sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek, gerekli araştırma ve incelemeler yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken isabetli olmayan yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 20.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.