Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/8638 E. 2012/10075 K. 12.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8638
KARAR NO : 2012/10075
KARAR TARİHİ : 12.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 21.11.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 10, 15, 38, 97, 100 ve 114 sayılı parsellerdeki kendisinin ve kardeşleri olan diğer paydaşların “…” olarak yazılı bulunan baba adlarının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkin bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Ayrıca, TMK’nun 702.maddesinin son fıkrasında ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde ortaklardan herhangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca, davanın başka bir dava sebebiyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da olanaklıdır. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti bulunduğu kabul edilir.
Somut olayda; dava konusu parseller tapuda yazılı malikleri adına paylı mülkiyet hükümleri gereğince tescil edilmiştir. Dosyada mevcut nüfus aile kayıt tablosuna göre davacı dışındaki kimlik bilgileri düzeltilen paylı malikler halen
sağdır. Davacının bunlar hakkında tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davası açma konusunda bir yetki belgesi bulunmamaktadır. TMK’nun 702.maddesinin son fıkrası gereğince elbirliği mülkiyetinde ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörülmüş ise de bu davada elbirliği mülkiyeti bulunmadığından anılan hükmün de uygulanma olanağı yoktur. Belirtilen nedenle davacının kendisi dışındaki malikler ile ilgili istemi yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece husumet konusu re’sen dikkate alınarak davacının kendisi dışındaki paydaşlarla ilgili davasının aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, 12.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.