YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8737
KARAR NO : 2012/12224
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 16.10.2012 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı arsa maliki … ile davalı yüklenici … Ltd. Şti. arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı yükleniciye bırakılan 554 parsel sayılı taşınmazdaki zemin kat 1 numaralı bağımsız bölümün 26.07.2008 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile temlik aldığını, davacının yükleniciye, yüklenicinin de arsa malikine karşı edimlerini yerine getirdiğini, iskan ruhsatının alınmasına engel bulunmadığını buna rağmen tapu devrinin yapılmadığını ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini istemiştir.
Davalı …, davalı yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğinden aralarındaki sözleşmenin noter kanalıyla feshedildiğini, davanın yasal dayanağının bulunmadığını, satış vaadi sözleşmesinde taraf olmadığını savunarak davanın reddini; davalı … Ltd.Şti. ise, davacıdan satış vaadi sözleşmesi bedelini aldığını, arsa malikine karşı edimini yerine getirdiğinden davanın kabulünü istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı yükleniciden devralınan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanununla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesinin (c) bendi ile konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da kanunun kapsamına alınmıştır. Dava konusu taşınmaz “konut” niteliğindedir. Anılan yasanın (e) bendindeki tanıma göre tüketici; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi, (f) bendindeki tanıma göre de satıcı; kamu tüzel kişileri dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetler kapsamındaki tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23. maddesi hükmüne göre de bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Ayrıca, alacağın devri ve borcun üstlenilmesi Borçlar Kanununun 162 ila 181. maddelerinde düzenlenmiştir. Somut olayda da; davacı tüketici, yüklenicinin “alacağın devri” (temlik) işlemine dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğundan o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi, aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yasadan kaynaklanan bir zorunluluktur.
Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 900TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak temyiz eden davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.