Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/9519 E. 2012/10960 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9519
KARAR NO : 2012/10960
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki meraya elatmanın önlenmesi ve aidiyetin tespiti davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 17.04.2012 gün ve 2012/4735- 5630 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, meradan kadim yararlanma hakkına elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı köy çekişme konusu meranın kadim meraları olduğunu, davalı Hazine ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 17.04.2012 tarih ve 2012/4735-5630 sayılı ilamı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa … olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).
31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma … sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa … olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetinin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Meraya elatmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma … olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.
Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davalı 22.11.2006 tarihli dilekçesinde tahsis kaydına dayanmıştır. Mahkemece, davalının dayanmış olduğu dosya içinde bulunan mera tahsis kaydı mahalline uygulanmamış, bunun nedeni de karar gerekçesinde gösterilmemiştir.
O halde mahkemece yapılması gereken iş, yerinde yeniden keşif yapmak, keşfe tarafları usulen davet etmek, keza davacının ve davalının bildirdiği tanıkları ve mahalli bilirkişileri usulen davet ederek bu keşifte dinlemek, mera tahsis kaydını tanıklar ve bilirkişiler aracılığı ile mahalline uygulamak, böylelikle hasıl olacak sonuca uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.Kararın açıklanan bu nedenle bozulması gerekirken sehven onandığı anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülen karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 17.04.2012 tarih ve 2012/4735-5630 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.9.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.