YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10061
KARAR NO : 2013/11239
KARAR TARİHİ : 10.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.01.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.09.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, dava konusu 591, 628, 1331, 1427, 1430 ve 1436 parsel sayılı taşınmazlarda paydaşlığın satış yolu ile giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalılar paydaşlığın taksim suretiyle giderilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların taksiminin mümkün olmadığı gerekçesi ile satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Mahkemece paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde satışın nasıl yapılacağının ve satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hüküm sonucunda gösterilmesi gerekir.
Satışına karar verilen taşınmaz;
a)Paylı mülkiyet hükümlerine konu ise satış bedelinin paydaşların tapudaki payları oranında,
b)Elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olması halinde satış bedelinin mirasçılık belgesindeki paylar oranında,
c)Hem paylı, hem de elbirliği mülkiyeti halinin bir arada bulunması halinde ise satış bedelinin tapudaki ve mirasçılık belgesindeki paylar nazara alınarak dağıtılmasına karar verilmesi gerekir.
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HMK’nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.
Somut olaya gelince;
Keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlardan 591 parsel üzerinde, “5 adet yapının bulunduğu” bildirilmiştir. Tapu kaydında bu taşınmazın 235/1235 payının davalı …, 1000/1235 payının ise tarafların murisi Salih Bilgin adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Yine bilirkişiler bu yapılardan birinci ve ikinci yapıların davalı …’e, üçüncü yapının tarafların murisine, dördüncü ve beşinci yapıların davalı …’e ait olduğunu belirtmiş ve bu kabule göre de muhdesatlar ile arz hisseleri arasında oranlama kurularak rapor tanzim etmişlerdir.
Mahkemece bilirkişilerin düzenlendiği rapordaki oranlama dikkate alınarak ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ve satış bedellerinin tapu kaydındaki hisseleri oranında taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmiş ise de; bilirkişi raporundaki kabul ve yapılan oranlama ile mahkemenin satış bedelinin paylaştırılmasına ilişkin hükmü çelişki yaratmaktadır.
Dosya kapsamından 591 parseldeki muhdesatların aidiyeti hususunda taraflar arasında ittifak olduğu da söylenemeyeceğinden, muhdesatların kendisine ait olduğunu iddia eden davalı tarafa muhdesatın aidiyetinin tespiti konusunda HMK’nın 165. maddesince dava açmak üzere usulüne uygun süre verilmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Diğer taraftan; 591 parselde hem paylı, hem de elbirliği mülkiyeti hali bir arada bulunmakta, bunun dışındaki dava konusu taşınmazlar ise tarafların murisi adına kayıtlı olup elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi taşınmazlardır.
Hal böyle olunca, satış bedelinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi taşınmazlar yönünden mirasçılık belgesindeki paylar oranında, 591 parsel yönünden ise hem tapudaki ve hem de mirasçılık belgesindeki paylar nazara alınarak dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
Ayrıca 492 sayılı Harçlar Kanunu ve eki Tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin hükmü uyarınca gayrimenkulün satış bedeli üzerinden karar tarihi itibariyle tarifede belirlenen oran üzerinden karar ve ilam harcı alınması gerekirken bu hususta bir karar verilmemesi de doğru olmamış, hükmün belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.