YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10265
KARAR NO : 2013/11212
KARAR TARİHİ : 10.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.06.2011 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; ortaklığın satış yoluyla giderilmesine dair verilen 06.05.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 193 parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın taksimi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bir adet taşınmazdaki ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ile imar mevzuatına göre aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez.
Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz (taksim) projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz Belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise Belediye Encümeninden karar alınmak suretiyle belediyeden, Belediye dışında ise İl İdare Kurulundan İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur.
Somut uyuşmazlıkta, 16.840 metrekare yüzölçümündeki dava konusu 193 parsel sayılı taşınmazın incir bahçesi niteliği ile 20/60 payının davalı, 40/60 payının davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. 22.05.2012 günlü bilirkişi raporunun eki krokide de (A) ile işaretli bölümün davacı, (B) işaretli bölümün davalı tapu pay miktarı; (B) ve (C) ile gösterilen toplam alanın ise davalının fiili kullanımında olduğu belirlenmiştir. Mahkemece, davalının tapu pay miktarından fazla olarak fiilen kullandığı krokide (C) ile işaretli bölümün ifrazının olanaklı olup olmadığı sorulmuş, il özel idaresince ifrazının mümkün olmadığı bildirilmiştir. 14.12.2011 günlü bilirkişi raporunda ise 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca taşınmazın ifrazının olanaklı olduğu belirtilmiştir. Ancak, anılan yasa hükümleri gereğince dava konusu taşınmazın tarımsal niteliği Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl veya İlçe müdürlüğünden sorulmamıştır. Bu nedenlerle, öncelikle taşınmazın tarımsal niteliği Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl veya İlçe müdürlüğünden sorulmalı, niteliği belirlendikten sonra ilgili mevzuat uyarınca pay durumu nazara alınarak ikiye ifrazının olanaklı olup olmadığı teknik bilirkişiye sorularak mümkün ise bilirkişi tarafından hazırlanacak ifraz (taksim) krokisi il idare kuruluna onay için gönderilerek aynen bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı belirlenmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar bir yana bırakılarak eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.