YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10981
KARAR NO : 2013/14310
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 08.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar, davacıya gerçekte 3.600 metrekare yer sattıklarını belirterek bu kısım için davayı kabul etmişlerdir. Davacı 3.600 metrekarelik kısım için davanın kabulünü istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olaya gelince, satış vaadi sözleşmesine konu olan 33 ve 35 parsel sayılı taşınmazların payları toplamı ile paydalarının toplamının eşit olmadığı tapu kaydı ve bilirkişi raporundan anlaşılmıştır. Davacı tapu kaydındaki bu hata
nedeniyle kendisine satış vaadi sözleşmesine konu edilen miktardan daha az payın verildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece dava konusu taşınmazlardaki paylar toplamının payda ile eşit hale getirilmesi konusunda dava açmak üzere davacıya yetki ve süre verilmeli, dava açılarak payların toplamı paydalarla eşit hale getirildikten sonra satış vaadi sözleşmesine konu edilen paylar bilirkişilerce yeniden hesaplanarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, davacının itirazlarına rağmen her iki taşınmazın tapu kayıtlarındaki payların toplamı paydalarla eşit olmadığı halde bu paylara göre düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 14.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.