YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11070
KARAR NO : 2013/14580
KARAR TARİHİ : 25.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.11.2011 günlerinde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve … vekili tarafından istenmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, 114 ada 35 parsel sayılı taşınmazı lehine davalılara ait 114 ada 138 (eski 33), 37 ve 39 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden uygun yerden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı … ve …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacıya ait 114 ada 35 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılara ait 114 ada 37 ve 138 (eski 33) parsel sayılı taşınmazlar üzerinden uzman bilirkişi Gülbeyi Hopal tarafından düzenlenen 25.06.2012 tarihli rapor ve güzergah 2 no’lu krokide (B) ve (A) ile gösterilen bölümlerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … ve … vekili temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi
durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine şerhi de gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince; mahkemece, davacıya ait 114 ada 35 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılara ait 114 ada 37 ve 138 (eski 33) parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulduğu anlaşılmaktadır. Komşuluk hukukundan kaynaklanan geçit davalarında tarafların yararları ve zararları gözetilerek en uygun taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulması gerekir. Dosya içerisindeki bilirkişi rapor ve krokilerine göre dava dışı 114 ada 38 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün aleyhine geçit hakkı kurulan 114 ada 138 (eski 33) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünden fazla olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince öncelikle yüzölçümü büyük olan parsellerden geçit hakkı kurulması gerekir. Bu durumda mahkemece 114 ada 37 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırından 114 ada 138 (eski 33) parsel sayılı taşınmazın güney batı sınırından geçit kurulurken dava dışı 114 ada 38 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırından geçit kurulmasına ilişkin olarak da başkaca bir alternatif mevcut olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu nedenle 114 ada 138 (eski 33), 37 ve 38 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırları üzerinden yeniden değerlendirme yapılarak kısmen 114 ada 38 parsel sayılı taşınmaz üzerinden de geçit hakkı kurulup kurulamayacağı üzerinde durularak ve gerekirse bu taşınmazın malikleri de davaya dahil edilmek suretiyle sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 25.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.