Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/11107 E. 2013/11800 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11107
KARAR NO : 2013/11800
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.05.2010 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece 02.04.2013 tarihli ek karar ile süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasanın 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş, 40. maddesinde; “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü yer almıştır. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil Yargılanma Hakkını” düzenleyen 6. maddesi ile bu hakkın kapsamına yeni bir yorum getiren Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün 2. maddesine de dayanılarak yasayoluna başvuru şeklinin gösterilmemiş olması açıkça eski hale getirme nedeni olarak kabul edilmiştir.
Anılan hükümlerden, hak sahibi olanlar bakımından hüküm ve kararlardaki yasayolu bildiriminin; yasayolu, mercii, şekli ve süresini de kapsayacak şekilde açıkça anlaşılabilir nitelikte olması gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, hüküm sonucunda, HMK’nın 297/ç maddesi
uyarınca yasayolu bildiriminde, gösterilmesi gereken yasayolunun türü, süresi ve mercii ile başvuru şekli gösterilmemiştir. Bu durumda temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar kaldırılarak temyiz incelemesine geçilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davacının sair temyiz itirazlarına gelince; Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Mahkemece paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde satışın nasıl yapılacağının ve satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hüküm sonucunda gösterilmesi gerekir.
Somut olayda; mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar bir kenara bırakılarak satışın nasıl yapılacağı ile karar ve ilam harcının hangi oranda alınacağına ilişkin hüküm kurulmaması doğru görülmemiş ise de bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2). bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm sonucunun birinci paragrafının sonuna “satışın genel açık arttırma ile yapılmasına” üçüncü paragrafında “üzerinden” ibaresinden sonra gelmek üzere “binde 11,38 “rakamının eklenmesi suretiyle düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve değiştirilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.