Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/11525 E. 2013/14293 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11525
KARAR NO : 2013/14293
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.03.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Mahallesi, … Caddesi No:1 adresindeki villanın maliki olup, davalının da davacıya ait villanın bitişiğinde yer alan … Mahallesi, … Cadddesi No:3 adresindeki komşu taşınmazın maliki olduğunu, davalının bahçesinde barındırdığı ve beslediği 5 adet köpeğin çıkardığı ses ve gürültüden dolayı kiracılarının taşınmazı tahliye ettiklerini ileri sürerek komşuluk hukukuna aykırı şekilde verdiği zararlandırıcı eyleminden dolayı müdahalenin önlenmesini istemiştir.
Davalı, köpeklerinden iki tanesinin uzun süredir kendisiyle kaldığını, dört tanesini ise sokaktan aldığını ve baktığını, dışarıdan birisi geldiğinde havladıklarını, geceleyin köpekleri içeriye aldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “davalının bahçesinde barındırdığı 5 (beş) adet köpeğin çıkardığı ses ve gürültü nedeniyle komşuluk hukukuna aykırı şekilde davacıya verdiği zararlandırıcı eyleminden dolayı müdahalenin önlenmesine” karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir
TMK m. 683 deki “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın “komşu hakkı” başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
Elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davlarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir. Kural olarak davacının zararının doğmaması için bir önlem almaması da elatmanın önlenmesi davasını etkilemez.
Mahkemece yapılacak araştırmalarda somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde davanın kabulüne karar verilmelidir.
Taşkın kullanma belirlendiği takdirde elatmanın tamamen ortadan kaldırması veya tahammül sınırları içerisine çekilebilmesi için ne gibi önlemlerin alınması gerektiği bilirkişiler aracılığı ile tespit edilerek, tarafların yarar ve çıkar dengelerini gözetilerek bunların en uygununa karar verilmelidir.
Bunun için de mahallinde keşif yapılarak düzenlenecek bilirkişi raporlarında, alınması gereken önlemler gerekçeli olarak gösterilmelidir. Davacının zararının önlenmesi esas olmakla birlikte, davalıya da en az zarar verecek veya külfet yükleyecek önlem veya önlemler belirtilmelidir.
Davaya konu olayda mahkemece özel eğitim uzmanı, emlakçı ve veteriner hekim eşliğinde yapılan keşif sonucu alınan 16.07.2010 tarihli bilirkişi raporunda; davalının evinin içinde ve bahçesinde 5 adet köpek beslediği, aradaki mesafenin gürültü ve çevre kirliliğini önlemeye yeterli olmadığı, davacının konutunu kiralamasını zorlaştıracağı ve satışı halinde değer kaybına neden olacağı, davalının yaşam stilinin Türk örf ve adetlerine göre komşular arasında problemlere neden olduğu belirtilmiştir.
Dinlenen tanıklar da köpeklerin çıkardığı ses ve gürültü nedeniyle çevredekilerin rahatsız olduğunu, davacının evini kiraya vermediğini belirtmişlerdir. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun 5/2. fıkrası gereğince “…hayvan sahipleri sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup zamanında ve yeterli seviyede alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadır.” Bu hüküm TMK’nın 737. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, davalının beslemekte olduğu 5 adet köpeğin komşuları rahatsız ettiği belirlenmiş ancak davalının komşularına vermiş olduğu bu zarar ve rahatsızlığın ne şekilde giderileceği, hangi tedbirlerin alınacağı hüküm sonucunda açıkça belirtilmemiştir.
Bu durumda, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, mahkemece verilen rahatsızlığın önlenmesi veya katlanılabilir sınırlara getirilmesi için ne gibi önlemler alınması gerektiği tespit edilmeli, gerekirse bu konuda bilirkişilerden görüş alınmalı ve sonucuna göre infaza elverişli hüküm kurulmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırma sonucu taraflar arasındaki çekişmenin ne şekilde giderileceği belirtilmeden sadece “elatmanın önlenmesi” şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.