Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/11684 E. 2013/11907 K. 20.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11684
KARAR NO : 2013/11907
KARAR TARİHİ : 20.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.10.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.05.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalılar vekili, öncelikle aynen taksim olmadığı takdirde satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir.
Mahkemece, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalılar vekilinin 390, 203, 206, 197 ve 180 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-844 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Ortaklığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak, muhdesatın bir kısım ortaklara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün ortaklar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında ortaklara dağıtılır.
Somut olayda; dava konusu 844 sayılı parsel üzerindeki muhdesatlar ile arz hisseleri arasındaki oranlamada satış bedelinin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği, yüzdelik veya bindelik aynı tür oran kurularak belirlenmesi gerekir. Mahkemece, hüküm sonucunun 3. maddesinde % 12,90 payın davalı …’ya, % 21,71 payın davalı …’ya, 0,065,58 payın Gülay Kalaycı’ya, 0,015,60 payın davalı …’ya, 0,071,59 payın davalı …, … ve davacıya, 0,077,05 payın davalı …’ya, ödenmesine biçiminde farklı tür oranlar gösterilmek suretiyle ayrıca muhdesat sahiplerine yapılacak ödemeler çıkarıldıktan sonra geriye kalan payın da açıkça gösterilmeyerek infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulduğu görülmüştür.
Mahkemece, denetime elverişli ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde bir karar verilmesi için 844 sayılı parselle ilgili 11.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen arz ve muhdesatların toplam değerinin ne kadarının arza, ne kadarının muhdesata isabet ettiği konusunda oran kurulması için bilirkişilerden ek rapor alınarak satış sonucu elde edilecek bedelin belirlenen bu orana göre paylaştırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; paydaşlardan “…”’nın isminin gerekçeli kararın hüküm sonucunda “Gülay Kalaycı” olarak gösterilmesi de yerinde olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle 390, 203, 206, 197 ve 180 parsel sayılı taşınmzlara ilişkin hüküm sonucunun ONANMASINA, 2. bentte yazılı nedenle 844 parsele ilişkin hüküm sonucunun BOZULMASINA, taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %011,38 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 24,30 TL’nin mahsubu ile bakiyesinin temyiz edene yükletilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.