YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11712
KARAR NO : 2013/13191
KARAR TARİHİ : 22.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27.07.2010 gününde verilen dilekçe ile şufa hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, 1962 ada 18 parsel sayılı taşınmazda pay sahibi olduklarını, paydaşların bir kısmının paylarını toplam 11.000 TL bedelle 28.05.2010 tarihinde davalıya sattıklarını belirterek önalım hakkı tanınarak davalının satın aldığı payın iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, taşınmazın kendisine annesi ve kardeşleri tarafından bağışlandığını, ancak tapuda değeri az gösterilmek suretiyle satış işlemi yapıldığını, paydaşlar arasında fiili taksimin mevcut olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda, paydaşlardan birisinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyetin oluşması ile doğar ve satışla kullanılabilir hale gelir. Yasadan doğan bu hak bazı istisnai hallerde kullanılamaz. Örneğin, taksim, bağışlama ve eylemli kullanma durumunun gerçekleşmesi halinde cereyan etmez. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı
zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşları tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Bir başka deyişle, fiili taksim için tüm paydaşların eylemli paylaşmaya katılması zorunlu değildir. Önalıma konu payların ilişkin bulunduğu taşınmaz eski ve yeni paydaşlarca eylemli olarak taksim edilip, öteden beri öylece kullanılageldiğinin anlaşılması halinde fiili taksim olgusunun kabulü gerekir.
Somut olaya gelince; dosya kapsamından ve yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan 04.03.2011 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinden, çok paydaşı bulunan dava konusu taşınmazı bir kısım paydaşların kullandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, taşınmazın kullanım durumuna göre paydaşların tamamının belli ve muayyen bir yeri olmadığı yani paydaşlardan bazılarının taşınmazda yer kullanmadıkları görüşünden hareketle fiili bir taksim bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu değerlendirme yukarıda belirtilen esaslara uygun düşmemektedir. Zira eylemli kullanma halinde taşınmazın paydaşlarca taksim edilerek kullanılagelen bir durumun varlığı ve bu kullanma biçimine değer verilmesi, önalım hakkına konu paya tekabül eden yerin de davalıya satıldığının davacı tarafından bilinip bilinmemesi önem kazanmaktadır. Bu nedenle taşınmaz üzerinde davacılar ile murislerinin, davalının ve bayiinin kullandığı yerlerin olup olmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ.Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 22.10.2013 gününde oybirliği ile karar veri.di.