YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13053
KARAR NO : 2013/14501
KARAR TARİHİ : 15.11.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.05.2011 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde hakkında bir davanın bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Tebligatın nasıl ve kimlere yapılacağı, adresi meçhul olanlara nasıl tebligat yapılacağı, adres araştırması ve tespiti yöntemi 7201 sayılı Tebligat Kanununda gösterilmiş, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 48. ve devamı maddelerinde de adres bilgilerinin tutulması, güncellenmesi ve kullanılması ile ilgili hükümler öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, davalı …’e dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiyenin köyde olduğu belirtilerek 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, adresten geçici mi, yoksa sürekli mi ayrıldığının belirtilmediği anlaşılmaktadır. Adı geçen davalıya gerekçeli kararın tebliği için aynı adrese tebligat çıkarıldığı, adreste tanınmadığından bahisle tebligatın iade edildiği, bunun üzerine, gerekçeli kararın aynı adreste 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edildiği görülmektedir.
Mahkemece, adı geçen davalıya Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebligat yapılmaması, dolayısıyla hukuki dinlenilme hakkının ihlali doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; icra dosyasından borç miktarının sorulmaması, satış parasının ne şekilde dağıtılacağının belirtilmemesi, satış bedeli üzerinden hüküm tarihi itibarıyla binde 9,9 yerine binde 9 oranında harca hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 15.11.2013 tarihide oybirliği ile karar verildi.