Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/13938 E. 2013/14654 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13938
KARAR NO : 2013/14654
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.08.2010 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulü ile satış suretiyle ortaklığın giderilmesine dair verilen 17.07.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ve davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 13103 ada 4 parsel sayılı taşınmazın satış suretiyle ortaklığının giderilmesini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Belediye Başkanlığı vekili, payın doğrudan satışı için başvurulmadan bu davanın açılmasının yersiz olduğunu savunmuştur.
Diğer davalılar beyanda bulunmamışlardır.
Mahkemece, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Mahkemece paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde satışın nasıl yapılacağının ve satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hüküm sonucunda gösterilmesi gerekir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın
tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; davaya konu edilen ve satışına karar verilen taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davalıların murisi Abdullah Kes’e ait olduğuna dair tapu kaydında şerh vardır. Tapu kaydında bulunan bu şerh dikkate alınarak muhdesat oranının muhdesat sahibi Abdullah Kes’in mirasçıları olan paydaşlara, arz değerinin ise tüm paydaşlara tapu ve veraset ilamındaki payları oranında dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken satış bedelinin muhdesat durumu nazara alınmayarak tapu ve veraset ilamındaki paylara göre dağıtılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca dosyada mevcut 09.10.2012 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. İntifa hakkı sahibi…’in 15.11.2012 tarihinde öldüğü dosyada mevcut nüfus kaydından anlaşılmaktadır. 4721 sayılı TMK 797/1 maddesine göre intifa hakkı gerçek kişilerde hak sahibinin ölümü ile sona erer. Anılan raporda zemin değeri intifa hakkının devam ediyor olmasına göre hesaplandığı için intifasız zemin bedeli hesaplandığında arza ve muhdesata isabet eden oran değişecektir. Bu nedenle intifa hakkının sona erdiği kabul edilerek, muhdesat ve arza isabet eden oranların hesaplanması hususunda bilirkişiden ek rapor alınarak satış bedelinin ve yargılama giderlerinin paylaştırılmasında değerlendirmeye esas alınmalıdır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının talep halinde yatırana iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.