Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/5909 E. 2013/10409 K. 09.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5909
KARAR NO : 2013/10409
KARAR TARİHİ : 09.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.12.2008 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve tazminat; birleştirilen davada ise davacı … tarafından davalı … Petrolcülük A.Ş. aleyhine 20.01.2009 günlü dilekçe ile intifa hakkı ve ipoteğin terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 14.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı/davalı şirket vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.09.2012 günü mürafaa icrasından sonra dosyada görülen eksiklik nedeniyle evrak mahalline iade edilmiştir. Anılan eksikliğin giderilmesinden sonra dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada davacı … Petrolcülük A.Ş., davalılar aleyhine intifa hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi, istasyonun tarafına teslimi ve ceza-i şart tazminatı istemlerinde bulunmuştur.
Birleştirilen davada ise davacı …, taşınmazın tapu kaydı üzerinde tesis edilen intifa hakkı ile ipoteğin terkini isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı-davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre; asıl dava davacısı şirket ile davalı … arasındaki 09.03.2007 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin davacı şirket tarafından 12.11.2008 tarihinde feshedildiği ve bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi heyeti raporu ile de iki tarafın da sözleşmeden kaynaklanan edim yükümlülüklerini yerine getirmedikleri
ve borçlarını ifadan kaçınmada aynı ölçüde kusurlu oldukları saptandığından davacı-davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı şirket ile davalı … 09.03.2007 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi düzenlemişler, sözleşmenin 17. maddesinde de sürenin 5 yıl olduğu belirtilmiştir. Taraflar daha sonra 02.04.2007 tarihinde 269 yevmiye ile davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde 15 yıl süreli intifa hakkı ve 270 yevmiye ile de ipotek tesis edilmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Anılan madde uyarınca ipotek kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği, resmi şekilde yapılmasına bağlıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 881. maddesi gereğince de halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir. İpoteğe konu olacak taşınmazın borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez.
Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmazın maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden resmi akit tablosunda “…Cilt:101, Sayfa:3, Sıra:1 numaralı tapu kaydı üzerinde … Petrolcülük Sanayi ve Ticaret A.Ş. lehine … ile akdedilen veya ileride akdedilecek olan bayilik sözleşmesi, protokol ve sair anlaşmaların icrasından, ifasından, ikmalinden, ihlalinden, feshinden…bayilik sözleşmesinden… her türlü ticari faaliyetlerden dolayı doğmuş ve doğacak borçları için fekki alacaklı … Petrolcülük A.Ş. tarafından bildirilinceye kadar geçerli olmak kaydı ile 2. derecede 400.000 (dörtyüz bin) TL bedelle ipotek ettiği…” belirtilmiş olup, bu haliyle ipotek bir teminat ipoteğidir. Teminatın üst sınırı ise 400.000 TL’dir.
Taşınmaz üzerindeki intifa hakkı ve ipoteğin, taraflar arasındaki ve sonradan feshedilen bayilik ilişkisinden (sözleşmesinden) kaynaklandığı dikey anlaşmanın kapsamında olduğu kuşkusuz ise de; taşınmaz, ipotek resmi akit tablosunda belirtilen miktar kadar alacaklının alacağının teminatını teşkil ettiğinden, ve ipotek, azami meblağ (üst sınır) ipoteğine ilişkin bulunduğundan, alacaklının ipotekle teminat altına alınan ana para alacağını taraflardan delillerini isteyip toplayarak bulmak, ana para dışında istenebilecek gecikme faizi ile icra takibi yapılmışsa takip giderlerini gerek duyulursa bilirkişiye hesaplatmak,
bunların toplamını ipotek akit tablosunda gösterilen limiti aşmamak koşuluyla alacaklıya ödenmek üzere davacıya depo ettirmek, eksiksiz depo edilirse ipotek şerhini terkin etmek, kısmen ödeme yapılırsa davanın reddine karar verilmekle beraber ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesine karar vermek olmalıdır.
Değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 09.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.