Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/7265 E. 2013/12118 K. 24.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7265
KARAR NO : 2013/12118
KARAR TARİHİ : 24.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 21.10.2010 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesi nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, davalı yükleniciden temlik alınan kişisel hakka dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile edineceği dairenin sözleşme ile kendisine yüklenici tarafından temlik edildiğini, ancak davalının tapuda ferağ vermemesi üzerine açtığı tapu iptali ve tescil davasının lehine sonuçlandığını ancak dava konusu dairenin karardan sonra başkasına devredilmesi sebebi ile hükmün infaz edilemediğini, bu nedenle daha sonra sözleşme bedelinin ödenmesi için açtığı tazminat davasının da kendi lehine sonuçlandığını; ancak bu arada da dava konusu taşınmaz kendisine verilmediği için kira kaybı zararına uğradığını belirterek tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece dava esastan incelenerek sonuçlandırılmıştır.
4822 sayılı Kanununla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3. maddesi (c) bendi ile konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da Tüketicinin Korunması Kanunun kapsamına alınmıştır. Dava konusu taşınmaz “konut” niteliğindedir. Anılan yasanın (e) bendindeki tanıma göre tüketici; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi, (f) bendindeki tanıma göre
de satıcı; kamu tüzel kişileri dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetler kapsamındaki tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 23. maddesi hükmüne göre de bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut olayda da; davacı tüketici yükleniciden temlik aldığı bağımsız bölümü adına tescil ettiremediğinden uğramış olduğu kira kaybı nedeniyle tazminat isteğinde bulunduğundan o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yasadan kaynaklanan bir zorunluluktur. Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.