YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8419
KARAR NO : 2013/10262
KARAR TARİHİ : 05.07.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 13.07.2012 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, önalım hakkı nedeniyle payın iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili …’ın dava konusu 3303 ada 16 parsel sayılı taşınmazda 1/4 pay sahibi olduğunu, 3/4 pay sahibi …’ın payını 12.06.2006 tarihinde davalı …’e sattığını, daha sonra …’ün de payını dava dışı … İnşaat Limited Şirketi’ne 04.04.2012 tarihinde sattığını, bilahare ise dava dışı … İnşaat Limited Şirketi anılan payı tekrar davalı …’e 10.05.2012 tarihinde sattığını belirterek davalı payının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili dava dışı … İnşaat Limited Şirketi arasında … Noterliğinin 03.04.2012 tarihli ve 2195 yevmiye nosu ile düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme gereğince ertesi gün 04.04.2012 tarihinde dava konusu taşınmazda davalıya ait payın inşaat şirketine devredildiğini, daha sonra ise 10.05.2012 tarihinde anılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin karşılıklı olarak … Notreliğinin 3051 yevmiye nolu işlemi ile feshedildiğini ve aynı gün anılan payın davalıya tapuda iade edildiğini, dava konusu olan ve tapuda satış olarak gözüken işlemin aslında gerçek bir satış olmayıp, arsa payı karşılığı sözleşmesi gereği yapılan bir devir olduğunu bu durumda önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla da kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. Türk Medeni Kanunu’nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Somut olaya gelince; dava konusu edilen paya ilişkin devir yukarıda bahsedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi sonucu yapılan bir devirdir. Önalım hakkı ancak gerçek bir satış söz konusu olduğunda kullanılabilir. Ortada gerçek bir satış söz konusu olmayıp, sözleşme gereklerini yerine getirmek için yapılan bir devir vardır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmenin yerine getirilebilmesi için devredilen paya karşı önalım davası açılması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Bu nedenle mahkemece önalım davasının şartlarının oluşmaması sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.