YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8822
KARAR NO : 2013/12729
KARAR TARİHİ : 03.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.03.2010-27.12.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil birleştirilen dava ile tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava ve birleştirilen dava tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek, tahsis edilen taşınmaz bedelinin rayiç değerinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın park alanında kaldığını, üzerindeki binaların bedeli ödenerek kaldırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Belediye vekili, davacının arsa bedelini ödemediğini, taşınmaz üzerindeki binanın istimlak edildiğini, imar planında yeşil alanda kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu tahsis belgesinin davacıya verildiği, üzerinde bulunan gecekondunun davalı belediye tarafından yıkıldığı, söz konusu binanın … Belediye Başkanlığının uygulama imar planında park alanında kaldığı, davacıya başka bir yer tahsis edilmediği gerekçesiyle davanın ve birleştirilen davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın ve üzerindeki binanın dava tarihindeki rayiç değeri olan 111.600,00 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Davalı Hazine tarafından, davacıya 14.05.1990 tarihli ve 1222 sayılı karar ile dava konusu 653 ada 15 parsel sayılı taşınmazdan işgal ettiği 400 m2 kısmın tahsis edildiği, tapuya buna ilişkin şerh konulduğu, ancak tahsisin taşınmazın imar durumuna göre park alanında kaldığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesi bulunsa bile o yerin mutlaka adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili gerekmez. Uygulamada kısaca, İmar Affı Kanunu olarak belirlenen 2981 sayılı Kanunun 10. maddesine göre tahsis ancak, Hazine, Belediye, İl Özel İdaresine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa ve araziler üzerinde yapılabilir.Dava konusu taşınmazın imar planında park alanında kalması nedeniyle davacının gerek işgal ettiği alan gerek üzerinde bulunan binası nedeniyle ikinci kademedeki isteğine ilişkin tazminat talebinin kabul edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak, davacının tahsisi yapan davalı Hazineden talep edebileceği bedel tahsis nedeniyle idareye yaptığı ödemelerin güncelleştirilmiş değeridir.
Bu durumda mahkemece, davacılar tarafından idareye ödenen miktarın bilirkişi raporu ile tespit ettirilerek bu miktarın güncelleştirilmiş değerinin hüküm altına alınması gerekirken dava konusu taşınmazın ve üzerindeki binanın rayiç bedeli olan 111.600,00 TL’nin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 03.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.