Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/9147 E. 2013/14478 K. 15.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9147
KARAR NO : 2013/14478
KARAR TARİHİ : 15.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 21.07.2008 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, kadimden beri kullandıkları … mezrasından çıkan 2 adet su kaynağının beslenme güzergahı üzerine davalının su kuyusu açarak su kaynaklarının kurumasına sebep olduğunu belirterek davalının suya müdahalesinin önelenmesini, davalının açtığı kuyunun kapatılmasını ve boruların kal’ini istemişlerdir.
Davalı, kendisine ait olan su kuyusunu 1967 yılında 7 metre derinliğinde açtığını, 2004 yılında 5 metre daha derinleştirdiğini, şu anda 13 metre derinliğinde olduğunu, dava konusu su kaynaklarını etkilemediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile ,davalıya ait 102 ada 135 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan su kuyusunun kal’ine karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 756. maddesine göre; Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir. Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yer altı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir.
Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.
Uygulamada kaynak; “yer altı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer” olarak tanımlanmaktadır. Yer altı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yer altı suyu olarak kabul edilir.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK.md.756/3).
Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20 nci maddede sözü geçen tüzükte belirtilir (167 Sayılı Yer Altı Suları Kanunu 1-6. madde).
Somut olayda, davacılardan … 28.07.2008 tarihli keşifte dava konusu … mevkiinden çıkan iki adet çeşmenin 1954 yılından beri bulunduğunu davalının evinin altında kapalı alan içinde bulunan kuyunun ise 20 yıl öncesinde var olduğunu ancak o zamanlar 5-6 metre derinliğinde iken 2007 yılından itibaren derinleştirildiğini, bu derinleştirme sonrası kendilerinin kullandığı çeşmenin suyunun azaldığını beyan etmiş, davalıda aynı keşifte su kuyusunu 1967 yılında 7 metre derinliğinde açtığını, 2004 yılında 5 metre daha derinleştirdiğini, şu anda 13 metre derinliğinde olduğunu, ifade etmiştir.
Dosya içerisinde bulunan 20.09.2011 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda davalıya ait keson kuyuda pompaj testi yapıldığında, dava konusu köy çeşmesindeki damlacıkların kuruduğu, keson kuyunun köy çeşmesini etkilediği, pompaj yapılmadığı zaman ise etkilenmenin ortadan kalktığı belirtilmiştir. Tarafların bilirkişi raporuna itiraz etmeleri üzerine mahallinde 22.10.2012 tarihinde tekrar keşif yapılmış, keşif sonrası dosyaya ibraz edilen jeoloji bilirkişi raporunda davalıya ait keson kuyunun bulunduğu yerin anahtarı olmadığından pompaj testi yapılamadığı belirtilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporları hüküm kurumaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki bilirkişi raporlarında davalıya ait keson kuyuda derileştirme faaliyeti yapılıp yapılmadığı, derinleştirme yapıldı ise etkilenmenin bu derinleştirme faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, derinleştirme öncesi eski hale getirmenin mümkün olup olmadığı hususları tespit edilmemiştir.
Bu durumda mahallinde suların az olduğu dönemde fen, zirarat, jeoloji ve inşaat bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak davalıya ait keson kuyuda derinleştirme faaliyeti yapılıp yapılmadığı, derinleştirme yapıldı ise etkilenmenin bu derinleştirme faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı,
derinleştirme öncesi eski hale getirmenin mümkün olup olmadığı eski hale getirme mümkün ise davacılara ait suyun, kuyusuna dönüp dönmeyeceği, mümkünse eski halin iadesine karar verilmesi, mümkün olmazsa davalı kuyusundan davacıların da yararlanacak şekilde rejim kurulması gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.