YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9245
KARAR NO : 2013/11702
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.03.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 1246 parselden, 22.03.2012 tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokide A1 ve A2 harfi ile gösterilen kısımdan geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak
hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre hükmü temyiz eden davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Somut olayda; davacıya ait 1245 parsel numaralı taşınmazının nispi geçit ihtiyacı içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı taşınmazının tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle dosyada mevcut krokiden taşınmazların bulunduğu … Köyü, … mevkiindeki mevcut yolların genişliği, komşuluk hukuku ilkeleri ve fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi gereğince bilirkişi raporu ve krokisinde A1 harfi ile gösterilen yerden geçit hakkı tesisi doğru görülmüş ise de gerek bulunmadığı halde A2 harfi ile gösterilen ve üzerinde davalıya ait 1,5 metre yüksekliğinde betonarme duvar bulunan kısım üzerinden de geçit hakkı kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.