YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9259
KARAR NO : 2013/13050
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.03.2011 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi, kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu … Göl isimli havuzda toplanan suyun hekükü ile köy çeşmesine getirildiğini ve kadimden beri taşınmazlarını nöbetleşe suladıklarını, davalının havuzun üzerini toprak ile kapatmak, havuza yakın mesafede su kuyusu açmak ve heküke üzerine ağaç dikmek suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek davalının elatmasının önlenmesini, keson kuyunun kapatılmasını ve suya zarar veren ağaçların kal’ini istemiştir.
Davalı, açmış olduğu su kuyusunun, dava konusu … Göl isimli havuzu etkilemediğini, ağaçların ise önceden dikildiğini ve suya zararı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait keson kuyunun kapatılması isteminin reddine,davacnın davalıya ait 1550 parselde bulunan su yolu üzerindeki ceviz ağacına ve … yerine yönelik davasının kabulü ile davalının elatmasının önlenmesine, … yerinin üzerinin davacı tarafça işaretlenmesi ve uygun taş ya da beton kapak ile kapatılması suretiyle çekişmenin giderilmesine, ceviz ağacının ise kal’ine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 756. maddesine göre; kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyetinin ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir.
Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir.
Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.
Uygulamada kaynak; “yeraltı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer” olarak tanımlanmaktadır. Yeraltı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yeraltı suyu olarak kabul edilir.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK.md.756/3).
Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20. maddede sözü geçen tüzükte belirtilir (167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu 1-6. madde).
Somut olayda; dosya içerisindeki 13.12.2012 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda davalı tarafından dikilen ceviz ağacının kök ve saçaklarının hekükeden akacak olan suları menfi yönde etkilememesi için ceviz ağacının bulunduğu bölgeden geçen hekükeli güzergah yerine kapalı boru (pvc plastik, kangal boru) döşenmesi durumunda çeşmeden akacak suda herhangi bir kayıp olmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece jeoloji bilirkişi raporunda belirtilen zararın giderilmesine ilişkin bu açıklamalar dikkate alınmadan ceviz ağacının kal’ine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.