YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9285
KARAR NO : 2013/13069
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.12.2009 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada ve birleştirilen davada, davacı …, dava konusu Kaplanlı, Su çıktı, Paşa Köşkü, … Harmanı, Sulu Dere mevkilerinde bulunan kaynak sularını davalıların, il özel idaresinden kiralamadan depolayarak “…” adı altında satışa sunduklarını belirterek davalıların suya elatmalarının önlenmesini ve 10.000 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahekemece, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
167 Sayılı Yeraltı Suları Hakkındaki Kanununun 4. maddesinin 3. fıkrası aynen “Kuyu açan kimse, bulunan suyun ancak kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmaya yetkilidir. Bu miktarı aşan sular ile sulama, kullanma ve işlenerek veya doğal haliyle içme suyu olarak satılmak üzere çıkarılan yeraltı suları, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki kaynak suları (mazbut vakıflara ait sular hariç), 2886 sayılı Kanun hükümlerine uyularak il özel idarelerince kiraya
verilir. Tahsil edilen kira gelirinden; yer altı veya kaynak suyunun çıktığı yer, köy sınırları içinde ise o yerdeki köy tüzel kişiliğine % 15, belediye sınırları içinde ise ilgili belediyeye % 25 oranında pay verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
6360 Sayılı Kanununun “Büyükşehir Belediyesi Kurulması ve Sınırlarının Belirlenmesi” başlıklı 1. maddesi aynen;
“(1)… … … ve … illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
(2) … … ve … büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırlarıdır.
(3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.
(4) İstanbul ve Kocaeli il mülki sınırları içerisinde bulunan köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak bağlı bulundukları ilçe belediyesine mahalle olarak katılmıştır.
(5) Birinci, ikinci ve dördüncü fıkrada sayılan illerdeki il özel idarelerinin tüzel kişiliği kaldırılmıştır.
(6) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illerin bucakları ve bucak teşkilatları kaldırılmıştır.” biçiminde düzenlenmiştir.
Aynı yasanın “Yürürlük” başlıklı 36. Maddesi aynen “(1) Bu Kanunun; a) 1. maddesi; 2. maddesi; 3. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları; 4. Maddesi; 5. maddesi; 6. maddesi; 7. maddesiyle değiştirilen 5216 sayılı Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi; 5216 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin son fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin hükmü hariç 13 üncü maddesi; 22 nci maddesi; 25 inci maddesi; 5779 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin değiştirilen ikinci fıkrası hariç 26. maddesi; geçici 1. maddesinin altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu, onüçüncü, onbeşinci, onaltıncı, onyedinci ve yirmidördüncü fıkraları; geçici 2. maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, altıncı, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları ilk mahalli idareler genel seçiminde, b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.” şeklindedir.
Bu düzenlemeler ışığında somut olaya gelince; mahkemece 6360 Sayılı Kanununun 1. madesi ile … İl Özel İdare Müdürlüğü’nün tüzel kişiliğinin kaldırıldığı, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de aynı kanunun 36.
maddesinde; 1. maddenin ilk mahalli idareler genel seçiminde yürürlüğe gireceği belirtildiğinden davacı … İl Özel İdare Müdürlüğü’nün aktif dava ehliyeti vardır.
Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.