YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9348
KARAR NO : 2013/14118
KARAR TARİHİ : 08.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.12.2008 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, maliki oldukları 314 parsel sayılı taşınmaz içerisinden iş makinaları vasıtası (kepçe) ile kazılmak suretiyle su çıkarttıklarını ve bu suyu kullandıklarını, ancak dava konusu bu suyun davalı köyün içme suları depolarına giden su kaynaklarını azalttığından bahisle, davalı köyün şikayeti üzerine il idare kurulunca 3091 sayılı yasa gereği aleyhlerine men kararı verildiğini, bu nedenle dava konusu sudan yararlanamadıklarını belirterek suya vaki müdahalenin önlenmesini istemişlerdir.
Davalı köy vekili, köyün suya ihtiyacı olduğu halde mevcut içme suyu kaynaklarının ihtiyaçları karşılamadığını, dava konusu suyun genel sulardan olup, köyün de bu sudan yararlanma hakkının bulunduğunu, kaynaklarının da azalmasına sebep olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.06.2009 günlü 2009/7921 Esas, 2009/9758 Karar sayılı ilamı ile özetle “…dava konusu su; davacıların tapulu arazilerinden iş makinaları (kepçe) ile kazılarak çıkartılmış bir sudur. Dosya içeriğine göre, yüzey suyu mu yer altı suyu mu olduğu anlaşılamamaktadır. Bu durumda da suyun yer altı suyu olup olmadığı (yer altı suları genel sulardandır), kaynağı ve debisi itibariyle de özel veya genel su olup olmadığı tam olarak araştırılarak tespit edilip, tarafların su ihtiyaçlarının
(içme, sulama) önceliğe göre belirlenip sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır.Mahallinde jeolog bilirkişi vasıtasıyla 02.10.2007 tarihinde keşif yapılmış, ancak, hükme esas alınan bu jeolog bilirkişi, raporunu 10.01.2008 tarihinde (Ocak ayında) mahkemeye ibraz etmiş, raporda suyun debisi ile ilgili ölçümün 04.01.2008 tarihinde (Ocak ayında) yapıldığı belirtilmiş, bu tarih (04.01.2008) itibariyle dava konusu su kaynağının debisinin 11,25 Lt/ dakika olduğu, köyün kaynaklarını etkilemediği beyan edilmiştir. Mahkemece, dava konusu suyun kullanım biçimi (içme suyumu, sulama suyumu), niteliği (genel su mu, özel su mu) ve tarafların ihtiyaçları üzerinde durulmamış, sadece, davacıların tapulu arazilerinden çıktığı ve davalı kaynaklarını etkilemediği nazara alınarak eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece yapılacak iş, suların en az olduğu dönemde mahallinde jeolok bilirkişi vasıtasıyla keşif yapılarak (bilirkişi tarafından bu keşif tarihi itibariyle ölçüm ve değerlendirme yapılarak) suyun özel su mu genel su mu olduğu tam olarak belirlenip, tarafların su ihtiyaçlarının ve suyu kullanma amaçlarının (içme, sulama) belirlenip özel su olduğu taktirde şimdiki gibi karar verilmeli, genel su olduğu taktirde ihtiyaç oranlarına göre ve gerekirse yeni bir su rejimi düzeneği kurulmalıdır.” denilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabülü ile davalı köy tüzelkişiliğinin 11.01.2008 tarihli fen bilrkişi raporunda 314 parsel sayılı taşınmaz içerisinde “D” ile gösterilen su kaynağına yapılan müdahalesinin menine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı köy vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, mahkemece bozma ilamından sonra dosya içerisine sunulan 26.10.2010 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda davacılara ait 314 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan “E” ile gösterilen kaynağın debisinin 4lt/dakika olduğu ve keşif alanındaki sular yeraltı suyu olup 167 sayılı yasaya göre genel su olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosya içerisindeki 01.11.2012 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda ise davacılara ait 314 parsel sayılı taşınmazdaki su kaynaklarının toplam debisinin 0,95lt/dakika olduğu, debisinin oldukça düşük olduğu bu özelliği itibariye özel su olduğu, dava konusu araziden elde edilen suyun kepçe ile açılarak 5-6 metre derinlerden çıkartıldığını bu açıdan bakıldığında ise yeraltı suyu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda bilirkişi raporlarında çelişki bulunup dava konusu suyun niteliği duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmemiştir. Ayrıca mahkemece davalı köyün mevcut su kaynaklarının içme suyu ihtiyacını karşılayıp karşılamadığı, davacıların suya olan ihtiyaçları da bilimsel verilere uygun olarak tespit edilmemiştir.
Bu durumda mahkemece jeoloji mühendisi, fen bilirkişisi ve Ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti ile suların az olduğu dönemde mahalinde keşif yapılarak, davacılara ait 314 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan su kaynağının “genel su mu, özel su mu” olduğu duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, mevcut su kaynaklarının tarafların ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığı nüfus ve hayvan sayısı dikkate alınarak bilimsel verilere uygun olarak saptanmalı, dava konusu suyun özel su olduğunun anlaşılması durumunda şimdiki gibi karar verilmeli, genel su olduğu takdirde, ihtiyaç oranlarına göre ve gerekirse yeni bir su rejimi düzeneği kurulmaldır.
Mahkemece, değinilen yönler gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.