YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9414
KARAR NO : 2013/12878
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 26.05.2011 gününde verilen dilekçe ile asıl davada ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil; 23.08.2011 gününde verilen dilekçe ile karşı davada ölüme bağlı tasarrufun iptali mümkün olmazsa saklı pay oranında tenkisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 15.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ve karşı davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, davalıların murisi … ile … 34. Noterliğinde 16.09.2010 tarihli ve 20565 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakım sözleşmesi akdettiklerini, bu sözleşmeye göre bakım alacaklısının İstiklal Mah. 973 ada 1026 parsel 1. kat 2 no’lu bağımsız bölümü ve … Köyü 2246 ada 34 parseldeki taşınmazlarının kendisine verilmesi gerektiğini belirterek anılan taşınmazlarının tapusunun iptali ile kendi adına tescilini talep etmiştir.
Bakım alacaklısının mirasçıları olan davalılar sözleşmenin murisleri tarafından kendilerinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı düzenlendiği gerekçesi ile davanın reddini savunmuşlar ve ayrıca karşı dava ile ise ölüme bağlı tasarrufun iptalini, mümkün olmasa saklı pay oranında tenkisini talep etmişlerdir.
Mahkemece, müteveffa bakım alacaklısı …’un yaşı itibari ile bakıma muhtaç olduğu ve kendisine son yıllarda davacı tarafından bakıldığı,
davacının böylelikle kendisine düşen edimini yerine getirdiği gerekçesi ile asıl davanın kabulüne; tenkisi mümkün olan ölüme bağlı olan tasarrufun infaz edildiği tarihten itibaren tenkisi istenebileceği, karşı davanın açıldığı tarih itibari ile ise infaz edilen tasarruf olmadığı gerekçesi ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar ve karşı davacılar vekili dava konusu ölüme bağlı tasarrufun TMK’nın 557/1-3. maddesi gereği geçersiz olduğunu, davalılar murisinin tüm malvarlığını kapsar şekilde tasarrufta bulunduğunu, amacının mal kaçırmak olduğunu, dava konusu taşınmazlardan birinin aile konutu olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 19. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir
O halde mahkemece yapılması gereken iş, tarafların gerçek iradelerinin açıklığa kavuşturulması bakımından yönteme uygun inceleme ve araştırma yapmak, oluşacak sonuç doğrultusunda bir hüküm kurmak olmalıdır.
Somut olaya gelince; 13.12.2011 tarihinde yapılan keşifte dinlenen davalı tanığı Harun …, davalılardan …’nin bakım alacaklısı …’un eşi olduğunu ve dava konusu evde bir süre birlikte oturduklarını, daha sonra …’un davacıyı ikinci hanım olarak aldığını, davacıyı dava konusu evde
gördüğünü, …’un bakıma muhtaç olmadığını, gelirinin iyi olduğunu ve yurt dışından aylık maaş aldığını beyan etmiştir. Diğer davalı tanığı … …, …’un dava konusu evde bir süre davacı ile birlikte yaşadığını ve davacıya aylık 500,00 TL veya EURO para verdiğini bakıma muhtaç olmadığını ve akli dengesinin yerinde olduğunu beyan etmiştir. Diğer davalı tanığı … …, müteveffa …’un bakıma muhtaç olmadığını ve ölmeden kısa bir süre önce kendisine özürlü bir çocuğu olduğu için taşınmazları kimseye vermeyeceğini beyan ettiğini, davalıların yurt dışından izne geldiklerine tatillerini bu evde geçirdiklerini, davacının da bir veya bir buçuk sene bu evde …’la beraber yaşadığını beyan ettiği görülmüştür.
Asıl davada davalılar ölünceye kadar bakım sözleşmesinin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı şekilde düzenlendiğini iddia etmiş, mahkemece bu konuda yeterli araştırma yapılmamıştır. O halde mahkemece; tarafların gerçek iradelerinin açıklığa kavuşturulabilmesi için bakım alacaklısı olan murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumunun ne olduğu, içinde yaşadığı ailenin genel durumu, muris ile aile arasındaki ilişkiler, murisin elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın murisin tüm malvarlığına oranı araştırılarak temlikte bakıp gözetme koşulunun değil bağış amacının üstün tutulup tutulmadığının belirlenmesi gerekir.
Açıklanan bu yönlerin göz ardı edilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 08.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.