YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9493
KARAR NO : 2013/11949
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.03.2004 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davalı …’a yönelik davanın kabulüne dair verilen 13.09.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkı nedeniyle payın iptali ile davacı adına tescili isteğine ilişkindir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı …’a yönelik talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı …’a yönelik davanın kabulüne karar verilmiş, davacı vekili ve davalı …’ın temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince davacıya seçimlik hakkının kullandırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davalı … hakkındaki davanın reddine, davalı … hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş, davalı … vekilinin temyizi sonucu bu defa hüküm Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 04.05.2010 tarihli, 12929-5362 sayılı ilamı ile “davalı …’ın taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşılık delillerinin sorulup toplanması, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; keşifte dinlenen tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre fiili taksim bulunmadığı nedeniyle davalı …’a yönelik davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden daha önce verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında paylaşılıp her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 günlü ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir.
Somut olayda, 03.04.2012 tarihli celsede davalı …’a verilen süre içerisinde davalı vekili tarafından diğer tanığın dinlenmesi için gerekli giderler süresinde yatırıldığı halde tanık …’ın dinlenmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle mahallinde yeniden keşif yapılarak tanıktan dava konusu taşınmazda paydaşların fiilen kullandıkları yerler olup olmadığı hususu sorularak ayrı ayrı kullandıkları yerler var ise göstermeleri istenmeli, fen bilirkişiden tanıkların gösterdiği yerleri gösterir denetime elverişli rapor alınmalı, daha sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 23.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.