Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2014/7614 E. 2015/2244 K. 02.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7614
KARAR NO : 2015/2244
KARAR TARİHİ : 02.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 04.02.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsiz olduğuna dair verilen 10.03.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, imar uygulamasıyla oluşan tapu kaydının iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar davanın esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, uyuşmazlığın Belediyenin İmar Kanunundan doğan yetkisini kullanmasından kaynaklandığı, Belediye Başkanlığının bir kamu tüzel kişisi olduğu, kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet göstermekte olup eylem ve işlemlerinin de kamusal nitelikte ve kamu hizmeti kavramı çerçevesinde gerçekleştiği, davanın ileri sürülüşü ve olayın gerçekleşme biçimine göre, husumetin anılan davalıya yöneltilmesinin nedeninin de hizmet kusuru olduğu, kamu hizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararların giderilmesinde idari yargının görevli olacağı, idari eylem ve işlemlerden doğan zararlardan dolayı 2577 sayılı İYUK’nın 2/1b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde iptal davası açılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar olarak gösterilmiştir.
Bu itibarla taşınmazların geometrik durumları ve hak sahiplerinin belirlenmesi için yapılan kadastro çalışmaları, bu çalışmalara göre sicillerin oluşturulması, sicildeki değişikliklerin kayda işlenmesi idarenin görevleri arasındadır. Ancak, idarenin bu görevlerini yerine getirirken taşınmazların geometrik durumlarının hatalı tespiti, hak sahiplerinin hatalı belirlenmesi ya da kayıtların yolsuz veya usulsüz oluştuğu iddiasının bulunması halinde, gerçek durumun tespiti ve düzeltilmesine ilişkin davalar adli yargıda görülerek çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklardır.
Somut olayda dava, imar uygulaması sonucu oluşan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Davacı, davalı idare tarafından yapılan imar işleminin iptalini istememekte, imar sonucu oluşan parselin DOP olarak ayrılması gerekirken belediye adına tescil edilmesine ve belediyenin dava konusu parseli davalı …’a ihale ile satmasına karşı çıkmaktadır. Sicile yönelik istekler İYUK’nın 2. maddesi kapsamında olmadığından davanın görülme yeri adli yargıdır. Bu nedenle mahkemece davanın yargı yolu bakımından reddi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
02.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.