YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16622
KARAR NO : 2019/3822
KARAR TARİHİ : 30.04.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.03.2015 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki şerhin terkini talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydındaki şerhin terkini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazı … 10.12.2012 tarihinde resmi satış sözleşmesi ile satın aldığını, ne var ki … Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.10.2013 tarihli 2013/193 Esas – 510 Karar sayılı kadastro tespitine itiraz istemli davada davacıya ait 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının davacıya ait olduğu incelenmeksizin davacının taraf olmadığı davanın kabulle sonuçlandığını, tapu müdürlüğünce anılan kararın infazını sağlamak için taşınmazın beyanlar hanesine 07.01.2015 tarih ve 25 yevmiye numarası ile “kesinleşmiş uygulanamayan mahkeme kararı vardır” şeklinde şerh konulduğunu ileri sürerek davacının taşınmazına hukuka aykırı olarak konulan şerhin terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … , davaya konu şerhin tesisinde taraflara yüklenebilecek herhangi bir sorumluluk olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının şerhin yazılmasına dayanak mahkeme kararını temyiz hakkı bulunduğu, kesinleşen şerhin infazını engelleyecek şekilde davanın kabulüne karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Tapu kütüğüne esas itibarıyla mülkiyetin veya sınırlı ayni hakların iktisabına veya bunların kaybedilmelerine ilişkin tesciller yazılır. Geniş anlamda tescil ise kütüğe yazılan her husustur. Nitekim kütük sahifesinde mülkiyet, rehin ve irtifak hakları sütunları dışında bir de “şerh” ve “beyanlar” adı altında iki sütun daha vardır. Ancak bir hususun şerh veya beyanlar sütununa yazılması taşınmazın ayni hakka ilişkin statüsünde bir değişiklik meydana getirmez.
Şerhten amaç; ilişkin bulunduğu hukuki durumu üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirmek, hukuki duruma aleniyet kazandırmaktır. Bu yönü ile şerh ayni bir etki özelliğini gösterir. Hangi hakların tapu kütüğüne şerh edileceğini kanun belirlemiştir. Dolaysıyla kanunun belirlemediği bir hak tapu kütüğüne şerh edilemez.
TMK’nin 1009 ila 1011 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 54 ila 66. maddelerinde düzenlenen şerhler, üç amaca yönelik bir tapu işlemidir. Şahsi hakların kuvvetlendirilmesini, malikin tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasını ve muvakkat (geçici) tescilin tapu kütüğüne yazılmasını sağlar.
Tapu kütüğüne şerh edilebilecek şahsi haklara gelince;
TMK’nin 1009. maddesinde arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım, önalım, gerialım sözleşmelerinden doğan haklar ile şerh edilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer hakların tapu kütüğüne şerh edilebileceği hükme bağlanmıştır.
“Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasında” başlıklı TMK’nin 1010. maddesinde de aşağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamalarının tapu kütüğüne şerh verilebileceği belirtilmiştir;
1)Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları,
Örneğin; ifa edilmediği takdirde sahibine, malike karşı TMK’nin 716. maddesine göre cebri tescil davası açma hakkı veren şahsi haklar. Buradaki şerhin amacı üçüncü şahısların TMK’nin 1023. maddesine istinaden ayni hak iktisabını önlemektir. İkinci guruptaki haklar ise, taşınmazla ilgisi olmayan alacak haklarıdır. Buradaki amaç ise İİK’nun 277. maddesi anlamında alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazı temlik edip, bu alacakların tahsilini imkansız kılmaya yönelik olarak taşınmaz malikinin yapacağı tasarrufi işlemleri önlemektir.
2)Haciz, iflas kararı veya konkordato ile verilen süre,
Bu halde yalnızca ilgili işlemlerin taalluk ettiği nispette taşınmaz malikinin taşınmaz üzerindeki tasarruf işlemleri alacaklılara karşı geçersiz olur ve bu hususlarda TMK’nin 1023. maddesi uygulanmaz.
3)Aile yurdu kurulması, art mirasçı atanması gibi şerh verilmesi kanunen öngörülen işlemler tapu kütüğüne şerh verilebilir.
Bu tür bir şerhle sonraki müktesipler kanundaki mükellefiyetlere katlanmak zorunda kalır.
Diğer taraftan TMK’nin 1011.maddesi hükmü gereğince de; iddia edilen bir ayni hakkın güvence altına alınması gerekiyorsa ve tasarruf yetkisini belirleyen belgelerdeki noksanlıkların sonradan tamamlanmasına kanun olanak tanıyorsa hakkın geçici şerhi olanaklıdır.
Tüm bu açıklanan hakların şerhi koşulların bulunması halinde şerh tapu müdürlüğünce konulabileceği gibi hükmen de tapuya yazılabilir.
Şerhe ilişkin olarak yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerden sonra somut olaya gelince; davacı, tapu kaydındaki şerhin usulsüz yazıldığını ileri sürerek terkinini istemektedir. Dava konusu 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 10.12.2010 tarihinde 1974 yevmiye numaralı satış işlemi ile davacı adına tescil edildiği, … , …, … ve … tarafından … ve … davalı olarak gösterilerek 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan 7 adet taşınmaz bakımından 30.05.2013 tarihinde kadastro tespitine itiraz istemli dava açıldığı, yapılan yargılama sonucu … Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.10.2013 tarihli 2013/193 Esas- 510 sayılı Kararı ile; 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tapu kaydının kısmen iptali ile taşınmazın toplam 100 pay olduğu kabul edilerek davacılar adına 3/100’er pay oranında tapuya tesciline karar verildiği, kararın 24.12.2013 tarihinde taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bunun üzerine davacıya ait 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine 07.01.2015 tarihli ve 25 yevmiye numaralı işlem ile “kesinleşmiş uygulanamayan mahkeme kararı vardır” şeklinde şerh konulduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki davacının, taşınmazı 2010 senesinde satış suretiyle devralırken belirtilen şekilde bir şerh bulunmadığı ve davacının tasarruf hakkının bu şerh nedeniyle kısıtlandığı, şerhe konu mahkeme kararında davacının taraf da olmadığı gözetildiğinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.04.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.