YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4308
KARAR NO : 2017/8745
KARAR TARİHİ : 23.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.11.2012 gününde verilen dilekçe ile mera komisyon kararının iptali talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dosyanın idare mahkemesine gönderilmesine dair verilen 22.10.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …. İlçesi, … Köyünde ikamet ettiğini, kendisinin çiftçilikte uğraştığını, … mevkiinde bulunan 500 parselde tapuya kayıtlı bulunan gayrimenkulün maliki ve zilyedi olduğunu, ancak kullandığı 500 parsel sayılı taşınmazın davalı … tarafından mera olarak tesbitine karar verildiğini, bu tespite yapmış itirazın reddedildiğini, tarlayı satın almak için müracaatta bulunduğunu, ecrimisil ödediğini ileri sürerek mera tahsis kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … vekili, Mera Tahsis Komisyonunun davalı olma sıfatının bulunmadığını, esas açısından ise … tarafından mera tespit ve tahsisi yapılan dava konusu 500 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin Maliye Hazinesine ait olduğunu, davacının bu parsel üzerinde herhangi bir hakkının olmadığını, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmayacağını, bu nedenlerle davanın öncelikle husumet, aksi durumda esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy, davayı takip etmemiştir.
Mahkemece, görevsizlik nedeniyle, HMK m.114/1-b yollaması ile HMK m.115/2 gereği davanın usulden reddine, Davacının görevli … İdare Mahkemesinde dava açmakta muhtariyetine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı; … ili Mera Komisyonu Başkanlığının 6.7.2012 tarih ve 27sayılı mera tahsis kararının 500 parsel ile ilgili bölümünün iptaline karar verilmesini istemiştir.
4342 sayılı Mera Kanununun 13/5 maddesi hükmü uyarınca, komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilan süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde asliye hukuk mahkemesine, kadastro yapılan yerlerde ise kadastro mahkemesine dava açılabilir. Yine, aynı yasanın 12/3 maddesi gereğince kadastro tutanaklarında yapılan hak ve tespitlere karşı 10 yıl içinde genel mahkemelerde dava açılması mümkündür. Görüldüğü gibi, 30 günlük dava açma süresi Mera Kanunu ve Kadastro Kanununda benzer amaçlarla düzenlenmiş olup bu düzenleme ile dava açma süresi ile birlikte görevli mahkeme de belirlenmiştir.
Hal böyle olunca, mera komisyonu kararlarına karşı 4342 sayılı Mera Kanununun 13/5 maddesi uyarınca 30 günlük sürede açılan davaların asliye hukuk mahkemesinde, kadastro yapılan yerlerde ise kadastro mahkemesinde açılması gerekir. Bu süre geçtikten sonra tespitten önceki hukuki sebeplere dayanılarak 21/2 madde uyarınca 5 yıllık süre içinde açılan davaların ise asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; mera komisyon kararının iptali talebiyle açılan bu gibi davalarda, davanın görüleceği yer idari yargı değil adli yargı yeridir. Diğer taraftan bu tür davalarda pasif husumet lehine tahsis yapılan köy yada belediyeye (6360 sayılı Kanun hükümleri de dikkate alınarak) aittir. Mahkemece, çekişmenin esası incelenerek bir hüküm kurulması yerine uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden söz edilerek yazılı biçimde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.