YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5301
KARAR NO : 2019/3149
KARAR TARİHİ : 04.04.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 28.02.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım nedeniyle tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.01.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteğinin dava değeri yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 296 ada 16 parsel sayılı ev ve bahçe vasıflı taşınmazda müvekkillerinin hissesinin bulunduğunu, dava dışı … ’in 3/28 miktarlı hissesini 11.01.2013 tarihinde 2.000,00TL, 3/28 hissesini 21.01.2013 tarihinde 2.000,00TL bedelle davalıya satarak devrettiğini, satışın haricen öğrenildiğini, satışa konu pay yönünden müvekkillerinin önalım hakkının bulunduğunu beyanla, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı hissesinin müvekkiller adına eşit olarak tescil edilmesi talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, taşınmazın paydaşlarca kendi aralarında taksim edilip her bir paydaşın kendi payını kullandığını, bu sebeple davacıların önalım hakkını kullanamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, fiili taksim iddiasının tanıklarca doğrulanmadığı ve taksime ilişkin oranlamanın hissedarlarca belirlenmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmişlerdir.
Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde, tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz, paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması 4721 sayılı TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olaya gelince; 14.09.2015 tarihli fen bilirkişi raporu ve dosyaya ibraz edilen fotoğraflara göre davaya konu taşınmaz üzerinde, bir kısmı hissedarlarca mesken olarak kullanılan binalar ile müştemilat, depo ve ahırın bulunduğu, bu yapıların yanı sıra üzerinde henüz yapı yapılmamış ve fakat yapı kurulması amacıyla atılan bir adet beton temelin yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava konusu taşınmazda fiili taksimin varlığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde davalıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.04.2019 gününde oy birliği ile karar verildi.