YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4838
KARAR NO : 2019/6607
KARAR TARİHİ : 14.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24/03/2015 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09/09/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; 118013 ada 8 parselde müvekkilinin 62/2935 hisse oranında pay sahibi olduğunu, satış bedelinde muvazaa yapıldığını belirterek, önalım hakkının tanınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım davasının davalısı önalım hakkına ilişkin taşınmazdaki payı satın almadan önce o taşınmazda paydaş ise bu paydaş hakkında önalım hakkı kullanılamaz. Çünkü, TMK’nın 732. maddesi ile bir paydaşın payını üçüncü şahsa satması halinde önalım hakkının kullanılabileceği kabul edilmiştir. Paydaş üçüncü kişi sayılamayacağından paydaşın paydaş aleyhine önalım hakkını kullanması söz konusu olamaz. Dava hakkına ilişkin bu hususun davanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Somut olayda; mahkemece, davacının 05.11.2014 tarihinde paydaş olduğu tespit edilerek, davalının davacıdan daha önce taşınmazda pay sahibi olduğu, paydaşlar arasında yapılacak pay satışlarında şufa hakkının kullanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Ancak dosyadaki tapu kütük sayfasına göre davacı … mahkemenin tespitinin aksine 2014 yılında değil 07.01.2010 tarihinde dava konusu taşınmazda paydaş olmuş, 04.10.2013 tarih, 27.12.2013 tarih ve 17.01.2014 tarihli satış işlemlerine karşı süresinde dava açmış bulunmaktadır. Yukarıda değinilen ilkelere göre işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.