YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4450
KARAR NO : 2021/1845
KARAR TARİHİ : 17.03.2021
14. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki mera kaydının iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 22/05/2019 gün ve 2016/18119 Esas, 2019/4676 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, ….. ilçesi, ….. Köyü 142 nolu mera parseli içinde mera içerisinde kalan 5.000,00 m²’lik yüzölçümündeki yerin mera olmadan önce çekişmesiz ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyeti olduğunu dava konusu yer hakkında zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuktan sonra bu yerin 14/12/2009 tarihinde mera olarak köy orta malı siciline tescilinin yapıldığını, 142 nolu mera parseli içerisinde kalan 5.000,00 m²’lik bu bölümün mera sınırlandırılmasının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Çubuk Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi köy muhtarı, mera işlemlerinin 1960 yılında kesinleştiğini, bu nedenle hak düşürücü süre söz konusu olduğunu, meranın devlet malı niteliğinde olduğunu, ve zilyetliğe dayalı olarak tapu iptali tescil davası açılamıyacağından davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili de davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizin 2016/18119 Esas, 2019/4676 Karar sayılı ve 22/05/2019 tarihli kararı ile “Hukuki nitelikleri itibariyle devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olan meralar özel mülkiyete konu olamazlar. Bu nedenle de mülkiyeti devlete ait olan yerlere ilişkin davayı Hazine açabileceği gibi meraların sınırları içinde bulunduğu ve yararlanma hakkı olan köy tüzel kişilikleri ve belediyelerin de dava açma hakları vardır. Somut olayda; davacının zilyetliğe dayalı olarak mera komisyon kararının iptali ile dava konusu taşınmazın adına tescilini isteme konusunda aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Değinilen bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma kararına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı, dava dilekçesinde 5000 m² yüzölçümündeki 142 mera parseli içerisinde kalan yerin nizasız fasılasız malik sıfatı ile zilyetliğinde olduğu iddiası ile TMK 713 maddesine dayanarak eldeki davayı açmıştır. Bu tür davaları zilyetlik iddiasında bulunan gerçek kişilerin açmasında herhangi bir engel bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının aktif dava ehliyeti bulunduğundan şüphe duyulmamalıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş; davacı hakkında zilyetlikten edinim araştırması yapılarak TMK 713 maddesi uyarınca deliller toplanmalı,taşınmazın vasfı şüpheye yer bırakmayacak şekilde komşu parsel ve dayanakları da getirtilerek tespit edilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru olmamış iken Dairemizce sehven davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle kararın bozulması doğru görülmediğinden bozma kararının kaldırılarak hükmün bu kez yukarıda yazılı nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2016/18119 Esas, 2019/4676 Karar sayılı 22/05/2019 tarihli bozma kararının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, 17/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.