Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2021/118 E. 2021/938 K. 15.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/118
KARAR NO : 2021/938
KARAR TARİHİ : 15.02.2021

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Talep eden vekili tarafından, 16/04/2015 gününde verilen dilekçe ile tereke tasfiyesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; karar verilmesine yer olmadığına, ek karar ile talebin reddine dair verilen 13/11/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi SGK vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Talep, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan incelemede yasal mirasçıların mirası reddettikleri, TMK 632 maddesine göre mirasçılardan hiçbirinin resmi tasfiye talep etmedikleri, murisin ölüm tarihi olan 02/12/2014 tarihinden itibaren TMK 633 maddesindeki üç aylık süre içinde alacaklıların resmi tasfiye talebinde bulunmadıkları, tasfiye memuru tarafından yaptırılan ilan sonucunda da alacaklı ve borçluların başvuruda bulunmadıkları bu aşamada resmi tasfiye koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından tasfiye hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
11.12.2015 havale tarihli dilekçe ile alacak kaydı talep eden Sosyal Güvenlik Kurumu vekili dilekçesinde; muris …’ın mirasçıları tarafından mirasın reddedildiğini, murisin terekesinde tasfiye masraflarını karşılayabilecek malvarlığı olmadığından adi tasfiye yapılması gerektiğini ve müvekkil kurumunda muristen alacaklı olduğunu belirterek borç kaydının yapılmasını istemiştir.
Mahkemece 17.12.2015 tarihli ek karar ile; talep eden vekilinin alacak kaydı talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm ve ek karar, talep eden Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4721 sayılı TMK’nin 612. maddesi “en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğini, tasfiye sonunda arta kalan bir değer varsa bunun mirasını reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceğini” öngörmektedir. Buradaki “en yakın mirasçılar” kavramıyla anlatılmak istenen, murisin ölümünde ilk bakışta ve doğrudan doğruya mirasçı sıfatına sahip olan yasal mirasçılardır.
Her ikisi de terekenin (mirasın) tasfiyesini amaçlamakla birlikte; “terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi” ve “terekenin resmen tasfiyesi” farklı kurumlardır. Her şeyden önce, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi İcra ve İflas Kanuna göre (İİK. m. 180; 208 vd); terekenin resmi tasfiyesi ise, Medeni Kanun hükümlerine göre (TMK m. 632-635) gerçekleştirilmek durumundadır.
2004 sayılı İİK’nin 180. Maddesi; reddolunan mirasın tasfiyesinin sekizinci bap (m. 208-256) hükümlerine göre; ait olduğu mahkemece yapılacağını hükme bağlamıştır. Öyleyse, mahkemece iflas masası teşkil edilip (m. 208), iflas dairesi oluşturulması, iflas dairesince tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılmasına karar verildikten (m. 208/3) sonra seçilecek tasfiye yöntemine göre gerekli işlemlerin yapılmasının izlenmesi, terekeye (masaya) dahil hiçbir malvarlığı bulunmaz ise, iflas dairesince tasfiyenin tatiline karar verilip, bu hususun ilan edilmesi (m. 217), bu ilanda tereke alacaklıları tarafından otuz gün içinde iflasa müteallik muamelelerin tatbikine devam edilmesinin istenmemesi halinde iflasın kapatılacağının açıkça yazılması (m. 217); en son olarak da yürütülecek işlemlerin sonucuna göre iflasın kapanmasına (m. 254) karar verilebileceği gözönüne alınmalıdır.
Somut olaya gelince; muris …’ın vefatı sonrasında, mirası en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605/1. ve 609. maddelerindeki prosedüre uygun olarak Zonguldak 1. ve 2. Sulh Hukuk Mahkemeleri kararlarıyla reddolunmuş ve bu kararlar kesinleşmiştir. Burada uygulanacak tasfiye usulü, “Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi” usulüdür.
Mahkemece, muris …’ın terekesinin re’sen tasfiyesine yönelik işlemler yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin talebinin reddine dair karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle talep eden Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin temyiz talebinin kabulü ile ek kararın kaldırılarak temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 15.02.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.