Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/10622 E. 2011/14600 K. 05.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10622
KARAR NO : 2011/14600
KARAR TARİHİ : 05.12.2011

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri uygulanarak ceza arttırımına gidilirken, sadece hapis cezasının arttırılması, gün adli para cezasının aynı madde gereğince arttırılmaması suretiyle eksik ceza tayini yasaya aykırı ise de, sanık aleyhine temyiz bulunmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama neticesine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 55/son maddesi ve ve Sosyal Sigortalar Yoklama Yönetmeliğinin 73 ve devamı maddesi ile ilgili tebliğin 6 ve 7. maddeleri kapsamında;
“Gelir veya aylık almakta iken ölen yada gerekli koşulları kaybedenlerin zamanında belirlenerek, öncelikle bunlar adına yapılan ödemelerin durdurulması, daha sonra da gelir/aylığın kesilerek varsa yersiz ödemelerin geri alınması amacıyla bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen usul ve esaslar dahilinde yoklama işlemleri yapılır. Ölüm geliri veya ölüm aylığı alanlar için, sigortalının; dul eşinin evlenmediği hususları, Sosyal Güvenlik Kurumu’nca yürütülecek yoklama işlemleri ile tespit edilir.
Kurum gerekli gördüğü zaman ve hallerde belirleyeceği yöntemlerle gelir veya aylık alanlarla bunların veli, vasi, kayyım ve vekillerinin, tebliğin 6 . maddesinde yer alan bilgilerinin tespiti amacıyla yoklama yaptırabilir. Yoklama işlemi gelir veya aylık ödeyen bankalar ve PTT şubelerine de yaptırılabilir. Kurumca, gelir/aylık alma şartlarının devam edip etmediğinin tespiti amacı ile gerekli görülen hallerde, kendi mevzuatlarına göre kayıt veya tescil yapan ilgili kurum, kuruluş, birlik ve odalar ile vergi dairelerinden usulüne göre düzenlenmiş belge istenebilir, Kurum ödemeler kütüğü ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün nüfus kütükleri her ay 15 günü geçmemek üzere belirli periyotlarla karşılaştırılarak, cinsiyet değişikliği, ölüm veya evlenme nedeniyle gelir ve aylık alma hakkını yitirdiği tespit edilen sigortalı ve hak sahiplerinin gelir/aylık ödemeleri durdurulur” hükümlerini amirdir.
Sosyal Güvenlik Kurumu … Genel Müdürlüğü tarafından, kişinin aylık aldığının nüfusa bildirmesi, ve sonrasında, ilgili nüfus idaresinin de, evlenmenin gerçekleşmesi halinde, emekli sandığına bu hususu bildirmesi, ilgili kurum tarafından nüfus idaresi aracılığıyla kontrol ve denetim zorunluluğunun bulunduğu da gözetilerek;
Öncelikle sanığın dul aylığı almaya hak kazandığı tarihten sonra (1995-1999 yılları arasında) nüfus idaresine bildirim yapılıp yapılmadığı, sanığın nüfus kaydındaki medeni durum değişikliğinin ,dönem içerisinde, araştırılıp araştırılmadığı, en geç 15 ‘er günlük periyotlar dahilinde yapılması gereken yoklamaların yapılıp yapılmadığı, hangi tarihte kişinin dul maaşı aldığının nüfus idaresine bildirildiği, bildirimlerin ne şekilde yapıldığı, hangi tarihte kişinin evlendiğinin öğrenildiği, nüfus idaresi ile Sosyal Güvenlik kurumu arasında, dönem içerisinde yapılan yazışmaların neler olduğu, kişilerin evlenmeleri halinde bildirim yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması ve ilgili kurumlardan sorulması sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi
2-5510 sayılı yasanın 96. maddesine göre; ”kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır” hükmü gözetilerek Kurumun veya sanığın hatalı işlemi nedeniyle yersiz ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti ile, yersiz ödemenin, sanığın ödemesine göre faizli veya faizli olmaması da dikkate alınarak, miktarının tespiti, hatanın kurumda olması halinde, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemelerin talep edilebileceği hüküm altına alınmakla ve somut olayda, hatalı işlemin tespit edildiği tarih olan 30/04/2006 tarihinden geriye doğru 5 yıllık yersiz ödemenin yeniden tespitinin gerekmesi ile sonucuna göre, elde edilen menfaati belirlenerek, adli para cezasının miktarının tayin edilmesi gerektiği dikkate alınmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması
Kabule göre de;
a- Sanığın toplam 18.578.45 TL kamuyu zarara uğrattığı ve bu zararın Katılan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 14/12/2006 tarihli raporuna göre, aynı dosyadan aylık almakta olan sanığın oğlu Gökhan Karataş’tan kesilmeye başlandığı belirtilmekle, katılan vekiline, 5237 sayılı TCK’nın 168/4.maddesi kapsamında kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulup sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılmaması,
b-Sanığa, 5237 sayılı TCK nın 158/1,e-son maddesi gereğince ceza verildiği, İddianamede ,TCK nın 158/1-son maddesinin sevk maddesi olarak gösterilmediği halde sanığa anılan maddeden ek savunma verilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması, bu şekilde, 5271 sayılı CMK nın 226/1 maddesine muhalefet edilmesi,
c-Sanık belirli haklardan yoksun bırakılırken, TCK nın 53/1-c maddesi kapsamındaki hak yoksunluklarının koşullu salıverilme tarihine kadar devam edeceğinin belirtilmemesi ,
d-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, bu nedenlerle sanık müdafisinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan ,hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi