YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11938
KARAR NO : 2012/32853
KARAR TARİHİ : 26.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, cep telefonu alım ve satım işiyle uğraşan katılanın işyerine giderek kendisini polis memuru olarak tanıttığı, isminin … olduğunu, … ilçesine yeni atandığını, telefona ihtiyacı olduğunu belirterek işyerindeki iki adet telefonu beğendiği, karakolda telefondan anlayan bir arkadaşının olduğunu, ona göstermek istediğini belirtince, katılanın tanık …’yı sanığın refakatine verdiği, sanığın telefonları alarak tanıkla beraber bir süre yürüdükten sonra “biraz sonra şu taraftan … marka bir ekip aracı gelecek, içinde bir Başkomiser ve … isimli polis memuru olacak, onlar sana 250 euro para verecek, ben şimdi, katılanın işyerine gidiyorum, sen de parayı al ve gel.” dediği, sanığın oradan uzaklaştığı, tanık bir süre söylenen yerde beklemiş ise de, bahsedilen ekip aracının gelmediği, işyerine geldiğinde de sanığı burada göremediği, sanığın katılan ve tanık tarafından teşhis edildiği, bu şekilde hile kullanarak haksız menfaat temin ettiği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK ‘un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi