YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12132
KARAR NO : 2012/34166
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuk hakkında, duruşmaların bir kısmının açık yapılmasındaki isabetsizlik, telafisi mümkün olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun, …’un yanına yaklaşarak, ayakkabımı sen mi çaldın diye sorduğu, çocuğun hayır demesi üzerine, o sırada yanlarına gelen … …’ın, …’ dan bir yeri aramak üzere telefonunu istediği, …’ın telefonunda kontör olmadığını söylemesine rağmen, …’ın, ödemeli arama yaparım demesi üzerine telefonu verdiği, suça sürüklenen çocuğun, telefonu …’dan istedikten sonra, …’a dönerek, ayakkabılarımı getir, telefonu sana vereyim, dediği ve …’ın bütün ısrarlarına rağmen telefonu iade etmeyerek oradan uzaklaştığı, bu şekilde sanığın … isimli kişi aracılığıyla telefonu alıp, ayakkabısının çalındığı bahanesini de kullanarak hile yapıp haksız menfaat temin ettiği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK ‘un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.