Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/12220 E. 2012/35158 K. 18.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12220
KARAR NO : 2012/35158
KARAR TARİHİ : 18.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın müştekiye ait dükkana gelerek iki adet 250’lik telsim kontör isteyip kontörleri cebine koyduktan sonra kontör bedelini karşılamayacak bir para uzatıp kendisi de şaşırmış gibi tavır takınarak aslında cebinde 100 TL’lik olduğunu arabaya düşmüş olabileceğini belirterek alıp geleceğini söyleyerek kapıya yöneldiği sırada şikayetçinin kontörleri bırakıp sonra getirmesini söylediğinde cebinde önceden hazırlamış olan, aldığı kontörlerin sahtesini vererek şikayetçinin farketmesine fırsat vermeden uzaklaşmak şeklinde belirlenen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında temel ceza olarak belirlenen 1 yıl hapis cezası üzerinde 5237 sayılı TCK’nun 62/1.maddesi ile 1/6 indirim yapıdığı belirtildiği halde 10 ay hapis yerine 1 ay hapi cezası yazılması mahallinde düzeltilebilecek bir yazım hatası kabul edilerek bozma sebebi yapılmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak
1-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi
2-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3-5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden karışıklığa imkan verecek şekilde “hapis cezası süresince” denilmesi
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “50 gün” “41 gün” ve (41 gün X 20 YTL = 820 YTL) 820 YTL adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılaak yerine, sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve (4 gün X 20 TL = 80.00 TL) 80 TL adli para cezası ibaresinin eklenmek suretiyle ve 5237 sayılı yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık aklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.