YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12304
KARAR NO : 2012/35129
KARAR TARİHİ : 18.04.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın kredi almak amacıyla İbrahim Pıtır adına sahte olarak düzenlediği belge ile Garanti Bankasına başvuruda bulunduğu ve 8500 TL krediyi aldığı anlaşılmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak:
1- Sanığın talimat mahkemesindeki 04.07.2008 tarihli oturumda, 8500 TL krediyi çektiğini, iki gün sonra farkına varıldığını bunun üzerine 4200 TL’yi iade ettiğini beyan etmesi karşısında, mağdura kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı sorularak rızanın bulunması halinde iadenin kovuşturmadan önce mi, sonra mı olduğu belirlenerek sonucuna göre TCK’nun 168/1 veya 168/2 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.